ne kadar ulaşılmaz olursan ol,
kora dönmüş çığ gibi
büyüyorsun içimde.
ama dış yüzümde;
öfkemin kararttığı bir korku var.
adını olmayacak
“daha dün annemizin kollarında yaşarken”
beklediğimizin en son geleceğini
ya da hiç gelmeyeceğini,
büyümek bir yana
giderek küçüleceğimizi
bilemezdik ki.
zincirler en paslı yerlerinden parçalandı.
bir zamansız tahliye oldu bütün gemiler
filikalar bile inemeden yerlerinden
korkunun en derin mezarına gömüldüler.
bitti tüm sahil oyunları hepsi birden,
karanlıktaki ipek kanatlı pervane
bir ışık arar kör kandilde
günlük saltanatına mezar olsun diye.
sorsak ne söyler adını,
ne anlatır yaşanmamış aşklarını.
sevdiğim benden kesin dönüş yaptı bu gece.
gözyaşım harcımı karıyor şimdi yalnızlık rıhtımımda.
bir adım daha atıversem, ha cesaret şöyle yavaşça,
düşüvereceğim rengi en zeytinyağına boyalı denize.
canım nasıl sıkılıyor anlıyor musunuz; o kadar olur.
rakı çoktan tükenmiş, sigaram can çekişiyor.
ÇOK ŞÜKÜR YAŞIYORUZ . . 2024 karşılama yazısı...
.
Noel Baba'da bu yılbaşı öncesinde., bacalardan bırakacağı hediyeler
için torbasını doldurmak amacıyla ve bütün iyi niyetiyle çarşı-pazar
dolaşıp alış-veriş yapmak istedi...
Ama sabahtan akşama dolaşıp., Avrupa'dan sonra., bütün dünyanın
ÇOK ŞÜKÜR YAŞIYORUZ . . 2024 karşılama yazısı...
.
Noel Baba'da bu yılbaşı öncesinde., bacalardan bırakacağı hediyeler
için torbasını doldurmak amacıyla ve bütün iyi niyetiyle çarşı-pazar
dolaşıp alış-veriş yapmak istedi...
Ama sabahtan akşama dolaşıp., Avrupa'dan sonra., bütün dünyanın
-Çocukluğa veda sonrası-
.
Gidilecek yol kalmaz ya da sen bulamazsan bil ki zaman durmuş., suyun ısınmış demektir…
Sonuç ya kötü sürpriz ‘yürek enfarktı’dır., ya görünmez kaza., belki gerekçesiz intihardır…
Ama “bir ihtimal daha var” ki ölmek dışında., o da ‘meşaleyi alıp eline güneşe yürümektir…
.
20 Kasım-UNICEF Dünya çocuk hakları günü..
.
Çocuk odasının tavanındaki yüz mumluk ampul yandığı zaman güneş doğuyor., söndüğünde gece bastırıyor ve komodin üstündeki abajurun içinden ay doğuyordu...
Çocuk odasının içindeki tren de işte tam bu saatte hareket ediyordu...
Çocuk odasındaki tren o gece garda bekleyen yolcuların hiç birisini almadan yola çıktı...
Çocuk odasının tavanındaki yüz mumluk ampul yandığı zaman güneş doğuyor., söndüğünde gece bastırıyor ve komodin üstündeki abajurun içinden ay doğuyordu...
Çocuk odasının içindeki tren de işte tam bu saatte hareket ediyordu...
Çocuk odasındaki tren o gece garda bekleyen yolcuların hiç birisini almadan yola çıktı...
Sert plastik kokulu dağların arasından., mavi muşambadan yapılmış göllerin kenarından., tahta köprülerden geçti... Hemzemin geçitlerdeki kontrol memurları gibi hareketsiz ama lastik yumuşaklığında ve yemyeşildiler tren yolunun kenarına sıralanmış ağaçlar...
O gece gardaki yolcular arasında bekleyen bir çocuk., kendi evinde tren yolunun kendi evindeki odanın içinden geçmiyor olmasının acısı ile iç çekiyor ve kendini almadan giden bu trene elini uzatıp tutamayacak kadar ve uzaktan bakıyor ve ağlıyordu...
.,




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...