çok hoşgörüsüz ve alacakaranlıksın.
bir yer bulamadan topladığım çiçeklere
baharı gönderiyorsun başka mevsimlere.
İstanbul gibisin, yağmurlu ve karabasansın.
kaldırımsız sokaklarında numarasız bir kapı
her doğmayan şafağımda,
hiç batmayan güneşimde,
uzun ve terlemiş bıyık kokardım.
dört duvarımda
dört ayrı sancının rengi vardı odamın.
bakışlarımdan kendim bile korkardım.
İsyanın en dayanılmaz noktası.
Kelimelerin keşfedemediği bir ergenliktir.
Tarih yapraklarına kovulmuşluk ise
Henüz bilinmeyen bir lezzettir.
Kentin gece ışıklarının sürmeli gözleri;
Masum, hafiften sarhoş
Boyutları cellat dünlerden geldik.
Hükümsüz yarınların düşleneceği günlere.
İşte bulutlar; bu günlerin akşamında boyandı
Çıldırmış sarhoşluk gibi yaşanacak gecelere.
Gör bak! karanlık nasıl yirmi dört ayar şimdi.
yakalandık diyelim ağır bir boğaz yorgunluğuna.
hafiften bir yağmur çitilerken saçlarımızı.
karanlığın her köşesinde bilmediğimiz bir ışık
süzülür gelir tozlu fanuslardan yaramaz bir çocuk gibi.
yokuşlar eski fotoğraflardan fırlamış çıkmış sanki.
karşı sahillerde göz kırpan binlerce geçmiş zaman.
birde acılı tarafı olmasa her gülümseyişimizin.
aklımıza geldiği zaman gibi,
o çocukluk günlerimizin.
yüreğimiz bari acımasa,
sevgiye en doyduğumuz anlarda.
ilk aşk gibi vurulup
bu akşam ya da gece yarısı, sabah da olabilir.
birkaç saat için konukluğuma davet ediyorum sizleri.
geçerli bir mazeretiniz yoksa eğer.
oturup hep beraber kapatıp perdeleri,
abajurun ışığına sığınırız,
yitirdiğim paylaşma duygularımı paylaşırız.
'1936'da İtalyan gönüllüler, bir halk cephesi kuracak.
Kadın-erkek-çocuk-ihtiyar herkes silahlanacak.
Ve ölümümden ellidört yıl sonra İspanya'da kurulan savaş taburları Franco'ya karşı,
Benim adımla anılacak.......'
işte ölümsüzlük yani..
çocukluğumun dumanı tütüyor hala başımda.
düşen yıldızlardan dilek tutuyorum.
pişmanlıklarımın adını koyamadım
düşlerimden çıkarıp da.
kalbimi dört duvara asıyorum,
seni kollarıma alıyorum.
bir güvercin havalanıyor başucumdan.
sabırsız bir telaş başlıyor arkasından
kara ağaçların gölgesinde.
insanlar veda sularıyla yeşertiyorlar toprağı.
ve kenar mahallelerde gene




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...