eyvah, turuncu takıldı güneşin peşine kayboldu.
yeşiller siyaha döndü.
sahil boyunda yoksul bir meyhanedeydik.
bir bacağı kırık sandalyenin
masaya dayanışını seyrediyorduk.
önce bir şairin kapısıydı sanki
sonra bir kıyamet meclisi.
ne zaman çalacak savaş borusu,
kim verecekti çarpışma emrini.
bir bilinmezin bu bin boyutu,
bir şairin yüreğiydi sanki.
benim göz kırpmalarım kırkbeş mumluk
seninle ilgisi yok, üstüne alma.
ben yalnızlıklarımla bağdaş kurup
bir sıra efsanesi gibi söyleyecek
türkü olurum her zaman.
loş karanlıklardan korkmadan.
Kör pervaneleri öldüren
zamanın müsrifliği değil,
Güneşe uzanan elleridir.
Boynuma geçen yağlı ilmeklerden bakarım
Dönen huysuzluklara.
I – yeniden başlamak
tül perdeler ardından sessizce uzanmış
sol elim olup toplayacağım notaları
bir ihtilal marşı kadar heyecanlı
ve o kadar sıkıntılı.
karınca orduları gibi adım adım
beyaz tebeşir üzerine kara tahta ile yazıldım.
tüm yaşadıklarım
ondandır,
ölürsem olmaz haberin
tozum kalır.
her saatinde yanarım paydos zilinin
sana şimdiye kadar,
hiç şiir yazmadım diye sitem etmişsin bana.
demek alıcı gözle bakmıyorsun yazdıklarıma.
benim yazdığım her şiirde
benden bir sitem saklıdır sana, görmesen de.
bütün nehirler, bir denize akar bir tanem
akar ama hangi yüksek dağlardan doğar,
hangi boz renkli tepelerden iner.
hangi düz ve sarı ovaların arasından,
hangi ormanların kenarından geçer.
yorgun ve küçük ayaklı bir çocuk,
bu sokaktan her gece geçtim.
öyle başım önümde filan değil,
ayakta, dimdik.
dedim ya gece üstelik,
ama karanlıklar bu gecelerde
hep derinden yırtmaçlıydı.
şimdi buradan sesleniyorum;
ey siz, köprüde balık tutanlar,
siz bilirsiniz.
neden gelmiyor yanıma
en dayanılmaz bakışlarıma




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...