ince süzgeçten geçmiş alev gibi
uzat ellerini.
tutuşmak istiyorum,
hemen şimdi…
sonra bakarsın,
bir bulut olur
“elmanın bütün renkleri
beraber tat vermiş adem ile havva’ya
nedense kabak patlamış
yalnızca yılanın başına.”
gene merdivenlerdeyim
yerleştiriyorum kendimi cenderenin altına.
ezildikçe her yanım; tükenmiş özlemler çıkıyor.
düz bir çizgi gibi hangi fotoğrafı alsam elime,
sancısı tutmuş siroz olup büyüyor yüreğim.
içimde; en hain zehir ve en yanlış, ve tehlikeli,
hiçbir zaman hiçbir şekilde hak etmediğim.
Bir meydan saatinin altında elinde bir demet kır çiçeği ile bekleyenlerin çiçekleri solmaya renk vermeden, sevdiklerine kavuşup sarılacakları ve bir daha hiç ayrılmayacakları bir YENİ YIL olmalı …… Ve cebindeki paranın alım gücü ile sevdiğine sağlayacağı refahın mesela Lüksemburg’un 70 kat gerisinden gelmeyeceği bir YENİ YIL.
ADININ; SEVGİ VE ZENGİNLİK OLACAĞI BİR YENİ YIL OLMALI.
Meydan saatinin altında ve tam zamanında buluştukları sevdikleri ile el ele memleketimin karanfil kokan, kekik kokan dağlarına, yaylalarına mesela Kaçkar’lara doğru soluklarına derinlikler katacakları yolculukların güle oynaya yapılacağı bir YENİ YIL olmalı ….. Ve aynı karanfil, kekik kokularını Gabar’da, Cudi’de, Kato’da da soluyabilecekleri bir YENİ YIL.
hiç düşünme küçüğüm,
elinden kaçırdığın
uçan balonu.
unut tellere takılmış
uçurtmanın kuyruğunu.
hepsi ayrı renkti
yüreğimdeki sancıları soruyorsun,
kayıp merhabalarınla.
bak karşı duvara göreceksin,
siyah bir leke
masamın üstünde boş kadeh gibi.
sen aldırma şimdi gözlerimden taşan.,
ahhh o çocukluk günlerim.,
ilk gençliğim.
sokak arkadaşlarım,
mahalle kabadayılarım
nedense anlaşılmaz bir güzel ortak paydada.,
çoğunlukla kol koladır anılarım.
demir kapı kapanır ardından.
bir gürültü kurşun gibi çınlar
bomboş koridorlardan.
gider saplanır geride kalanların,
gözlerindeki hasrete,
yüreklerindeki sevdaya,
dinlenmekten vazgeçilmiş
çoban kavalı gibi
yeşilinden ve bereketinden umutsuz.
omuzlara daha sıkı yerleştirip
efkarın çuvalını
iğnelere batırırcasına yaşamak
biliyorum buradan hiç belli olmuyor,
ama en güzeli senin gözlerin.
o kadar istedim ver bana gözlerini,
asayım gözlerimin üstüne dedim
olur mu hiç öyle şey dedin, kabul etmedin.
o zaman şimdi çok görme bana,




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...