eyvah, turuncu takıldı güneşin peşine kayboldu.
yeşiller siyaha döndü.
sahil boyunda yoksul bir meyhanedeydik.
bir bacağı kırık sandalyenin
masaya dayanışını seyrediyorduk.
önce bir şairin kapısıydı sanki
sonra bir kıyamet meclisi.
ne zaman çalacak savaş borusu,
kim verecekti çarpışma emrini.
bir bilinmezin bu bin boyutu,
bir şairin yüreğiydi sanki.
olmuyor her zaman aynı şey,
gelecek diye beklediklerim
hiçbir zaman gelmiyor.
ince ipliklerle sarılmış makaralar
biraz ağırlaşınca kendinden yukarı
hiçbir yükü çekmiyor.
sen bu sandalın kenarında
bir sarı çizgi misin.
güneşi yemiş
güz rengi misin.
sen bu sandalın
neresindesin.
Çetin Altan usta bugünkü milliyette yazıyor; iki çizgi arası alıntı onun köşesinden:
____________________________________
Şeffaflaşmaya doğru yeni bir adım da sayılabilecek olan, çeşitli alan ve konulardaki anket modası; bendenizin de aklına 'küfür salvolarının en çok, insan organlarından hangisini hedef aldığı' sorusunu getirdi.
Bu konuda bir anket yapıldığını da hiç sanmıyorum.
* * *
korkuyorum pranga mahkumu olmaktan.
korkuyorum,
cezasız bir suç adına
bin tutkuyla sıkıştığım aralıkta
gözlerim tavanda, sırt üstü yatmaktan.
korkuyorum,
ne kadar uzaktın çocukluğundan
ve benden ne kadar uzak.
oysa ben yüreğimde
yanıp sönen kıvılcımlara aldanarak
geldim bir umutla izlerim diye seni,
baktım boştu salıncak.
Karşı Penceredeki kadın:
Uzun, sapsarı saçlarım annemin ellerinde dönüşürken kurdeleli bir saç örgüye, mavi gözlerimde hınzır komşu çocuklarının inadına yapacakları öğle sonrası yaramazlıklarını izleme arzusu ve ellerimde evcilik oyunlarımın evleri ustaca yerleştirilmiş salon ve salamanje’leri ve yatak odaları ve mutfakları ile şekil alırdı.
Çok küçüktüm. sarı saçlarım, mavi gözlerim, ellerim ve annem vardı. Ama balkonum ve ayaklarım yoktu.
“korkuluda olsa bu masalı bir daha okumamak üzere”
böyle korkuyla uyandı küçük kuş uykusundan
gerçekten akmış mıydı gözleri yuvasından
elleriyle şöyle bir yokladı, rahatladı
kafesinin kapısını keyifle araladı.
Kırılan son oyuncaktı o,
Çocuk gözlerimle gördüğüm.
Açılmayan bir kapıdan
Eli şekersiz döndüğüm.
Sonra bir veda gibi,
sonralara gittim.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...