“korkuluda olsa bu masalı bir daha okumamak üzere”
böyle korkuyla uyandı küçük kuş uykusundan
gerçekten akmış mıydı gözleri yuvasından
elleriyle şöyle bir yokladı, rahatladı
kafesinin kapısını keyifle araladı.
az kaldı günlerden yarın olacak.
sen unutacaksın bir yerlerde
belki çok uzaklarda, bilmediğin
metruk bir sarayın yandığını.
harmanların biçilme
bağların bozulma zamanımıydı.
“bin yıllık fırtına korkusu mudur
kapının üstünde bin asma kilit
içeride saklanan zambak kokusu mudur.”
çok uzak ülkelerden sanki koparak gelen
şirket-i Hayriye nin son vapur dumanıyım.
korkuyla açılır gözleri.
içerden;
geçimsizlik aryalarının
anlamadığı dilden
çığlıkları gelmektedir.
kulaklarını kapatır küçücük elleriyle.
sen bana masal anlatma sakın,
ben dizlerinde uyumasını çok iyi bilirim.
sadece dudakların kıpırdasın,
hiç durmasın,
ne demek istediğini iyi anlarım.
işlediğim cinayetlerin tüm ipuçlarını
geceye verdim.
göz hakkı diye bir şey var ne de olsa.
o gece ki,her gece
bıkmadan üşenmeden selam durur nöbete.
çok fena üzerime geliyordu zaman....
sanki elinde sultanın bütün fermanları
ve gözlerine bürünen, kezzap renkli kan.
çok fena geliyordu üzerime zaman.....
ben kaçıyordum, siz yadırgıyordunuz.
bilsem ki ; bu lepiska renkli urgan
jüliet’in balkonundandır
aşağıya sarkıtılan.
ölümsüz bir aşkın
nesiller boyu yaşanacak ip ucudur.
benim göz kırpmalarım kırkbeş mumluk
seninle ilgisi yok, üstüne alma.
ben yalnızlıklarımla bağdaş kurup
bir sıra efsanesi gibi söyleyecek
türkü olurum her zaman.
loş karanlıklardan korkmadan.
Namluyu alnına dayamak gibi bir şey ölümün.
Her sabah su vermek,
Saksıdaki çiçeğe.
Güneşi kucaklamak, kırlara çıkmak.
Uzun maviliklerin ardına,
Uzun uzun bakmak.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...