benim gözlerimi asmışsın
duvardaki çerçevenin içine.
yağmur yağıyormuş,
açık bırakmışsın pencereni
kuş sesleri dolmuş gözlerime.
29 Mayıs 2004
yürürken ya da yaşarken.
bir kapıyı açar veya kaparken,
hani merak eder ya insan
bak şimdi hasret dolu bir mektup yazacağım sana,
merhaba diye başlayacak her zamanki gibi
belki son olur bu hiç öyle bakma bana
canım diye devam edecek,
seni öyle çok seviyorum ki
seni öyle seviyorum ki
bozacı geçmeyecek bu akşam sokaktan,
kış için henüz çok erken saattir.
gerek yok kapıların altına,
kum torbası koymaya.
al ellerini çocukların,avucuna.
sür yanağına.
bilemiyorum neresinden okunmalı bu masal
yada kime esaslı bir alkış tutulmalı farz-ı misal
bir gün, bir küçük yavru kuş,
masalın ön kapağında yazılanlar gereği
kartal yuvasında bir kafese kapatılmış.
sen kuyruklu yıldızlara isim olacak kadar
şiddetli ve tozu dumana katan
ve tüm evrenime kafa tutan
bir aşksın.
önce fırtınalara, sonra yıldızlara
asılacak elimdeki bütün fotoğrafların.
içimde renk değiştiriyor zaman
anlatılamaz bir beyaza dönüyorum.
bastırılmış ve yorgun uzatma mevsimindeyim.
kararan yağmur bulutlarına bunu anlatıyorum,
yusufçuk kuşlarımın ağızlarından.
yapayalnız oturmuş,
kimsesiz gibisin.
görmüyor gözlerin
önünde bin demet lale…
oturduğun tahta sıra,
akşamdan mı kalmış ne.
ne oldu bana böyle birdenbire
bilmiyorum iki gözüm.
çığlıksız ama sancılı gibi,
düşler oldum hep seni.
ne oldu böyle anlatamayıp
korktuğum kendimden bile.
bir sabah güneşe karşı içindeki özlemle
çekememek perdenin kanatlarını iki yana.
ve en uykulu günaydınınla fısıldayamamak
sevdiğini, sevdiklerinin kulaklarına.
ölüm böyle bir şey iste.
sönük ocakta çayın demini almaması gibi.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...