AH ULAN 65 ÜSTÜ YAŞIM BENİM ...
.
Bugün Pazar ., gerçi benim açımdan günün adı ve tarihi pek önem taşımıyor ama gene de bugün Pazar...
Sokağa bakan pencerenin önünde oturuyorum...
Görebildiğim kadarıyla yaşam alanımın sınırlarını belirleyen ikametgahım dışındaki dünya belki dünlerden daha sessiz....
Derin bir iç çekiyorum...
Dükkanın bulvar cephesindeki geniş camı., güzel ve sıcak havalarda kaldırılır ve iki ucundan tavana tutturulurdu... Böylece mermer tezgah üstüne sıralanmış, içinde buz tanecikleri yüzen musluklu limon, vişne., turunç ve ayran sürahilerinden., metal bir çanak içine yerleştirilip üstüne bastırıldığında içinden fışkıran sıcak su ile yıkanan bardaklara doldurulan meşrubatların., dükkana girilmeden dışarıda ayaküstü içilmesi sağlanmış olurdu...Tezgahtar., bardakları doldururken ya da yıkanmış olanları alıp sıralarken ıslanan mermeri omzundaki havlu ile sıkça kurular ve havluyu gene ve biraz da özensizce omzuna atardı...
Ya dükkanın içi…
Ya o yüksek vitrin tezgahları...
İlkokul çağındaki çocukların erişemeyeceği kadar yüksek vitrin tezgahları...
O tezgahın üstünde kocaman., pirinç kapaklı cam kavanozların içindeki rengarenk akide şekerleri…
--Biz bölgenin en önemli AKTÖRÜYÜZ…
.
--Biz bu coğrafyada en güçlü AKTÖRÜZ…
.
--Türkiye bölgesinin en güçlü siyasi AKTÖRÜDÜR…
.
ilkbahar...
toz-toprak sokak oyunlarının çocuksu terleri akarken yüzümden
inceden tüten gelincik dumanı., hasret türküsü gibi dolar içime hayal kadar uzak o geçmiş günlerden ...
/bu resmin fonunda denize uzak dağlar., buram buram deniz kokar
işte o kokularla bir çocuk., saklar yüreğinde çocukluk zincirini
Aldırma sen.,
kapalı pencereler dışında ıslık çalan ., soğuk ve ıslak rüzgarlar mevsiminin .,
akrep kuyruğuna tünemiş yelkovan kuşuyla., üstümüze gelmekte olduğuna
aldırma sen ...
.,
bir nefes veriyorum., gökyüzüm çektiğim ahh' ların dumanıyla doluyor
Çocuk., dalları bahar renkleriyle çiçeklenmiş ağacın gölgesinde., sırtını vererek oturduğu duvardan elindeki kitapla birlikte ayağa kalkar…
Yüzünde binlerce yeni açmış çiçek ve sesinde her çiçeğin taze kokusu vardır...
Ve elindeki kitaba bakarak bağırır…
--- Anneeee, okumayı öğrendim ben artık ., yaşasınnn… Bak dinle sana da okuyayım..
Annesi pencereden dışarı ., oğlunun sesinin geldiği yere bakar… Onu göremez ama o yöne doğru gülümseyerek seslenir…
--- Oku oğlum..,dinliyorum…, Aferin benim oğluma .,hadi oku bakalım…
‘İstemiyorum baharı getirirken hiç bir cemrenin havaya., suya .,toprağa düşmesini... Havada uçar., kaybolur... Suda boğulur... Toprağa düşerse dizleri kanar... İstemiyorum...’
...
Çocuk ., dalları tomurcuklardan çiçeklenmeye dönmüş ağacın gölgesinde ., başı annesinin dizlerinde., elindeki kitaba bakarken birden ayağa fırlar...
Yüzünde binlerce yeni açmış çiçeğin rengi ve sesinde yeni açmış her çiçeğin taptaze kokusu ile bağırmaya başlar...
---ANNEEEEE.., OKUMAYI ÖĞRENDİM BEN ... YAŞASINNNN.., OKUMAYI ÖĞRENDİMMM .... , OKUYABİLİYORUMMM ...!!!
AH ULAN 65 ÜSTÜ YAŞIM BENİM ...
.
Bugün Pazar ., gerçi benim açımdan günün adı ve tarihi pek önem taşımıyor ama gene de bugün Pazar...
Sokağa bakan pencerenin önünde oturuyorum...
Görebildiğim kadarıyla yaşam alanımın sınırlarını belirleyen ikametgahım dışındaki dünya belki dünlerden daha sessiz....
..
.
Ve derler ki ince ve zarif bir şarap kadehi., masada gözüne çarpan “köpek öldüren” namındaki şarabın giderek kendine doğru yaklaştığını hissedince., korkuyla 'bu ne böyleeee' diyerek çıt diye
bir çığlık attıktan sonra., tam ortasındançatlayıvermiş…
Oysa alt tarafı birkaç kadeh şarap…
. ,
O gün … saat. 16.50
Defalarca çaldı cep telefonu … Arayan gene oydu… Israrla arıyordu … Ya gene 'haftaya bugün’ kesinlikle ödemek üzere borç isteyecek ya da karşısında oturup saatlerce konuşacak., artık ezberlettiği sorunlarını dinletecek ya da ikisini birden yapacaktı … Kararlıydı., telefonu açmayacaktı… Nasılsa yarın bir yolunu bulup yakalar ve ‘dün çok aradım seni ama ulaşamadım’ demeden başlardı sil baştan anlatmaya… İşte gene arıyordu…
Ertesi gün…
Hayret., dün akşamdan bu saate kadar hiç aramamıştı… Tarifsiz bir alışkanlıkla gözü sıkça çalmayan cep telefonuna takılıyor ve sonra da telefonu elinin tersiyle masanın ortasına itiyordu…




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...