konfetiler, konfetiler, konfetiler …
sanki gelenler, bir seferberlik sonrası, savaştan dönenler
şehir, kendi karanlığının alışılmış yağmurlarında ıslak
ama gelenler üzerine bir sevinç gibi rengarenk haykırarak
saklanmış bir şiirin en sona yaklaşmış satır aralarında
izlemektedirler bir çocuğu oynarken, şehrin çatı katlarında.
son tren hiç bir yolcusunu yolda bırakmadan
sabaha karşı geçip gitmiş olsun bu istasyondan
rüyamda seninle sevişirken, yani daha uyanmadan.
iyi bilirim uyanır olup ta açıversem gözlerimi
acemi grilere boyalı ne kadar bulut varsa dolar içeri
burası Bağlarbaşı şimdi
tam karşımda bir mezarlık var, içinde Tatyos efendi yatar
'Gamzedeyim devâ bulmam/Garibim bir yuva kurmam
/Kaderimdir hep çektiğim/Ağlarım hiç rehâ bulmam'
kimi zaman hücremde
intihara dönüyor yaşam.
koyu renk bir kalem;
önce çiziyor üstümü
sonra tam ortasından
ikiye bölüyor kendini.
arkasında ne var üç adım sonrasının, umurumda değil
evvelki günden biliyorum dünün içinde yaşananları
yarının ne farkı olacak ki geçen hafta bugünden
doğduğum gün okudum alnımda yazılanları
çığlık çığlığa neden ağladım sanıyorsunuz.
Usta bir nefesten içine dolan flüt sesi,
Dört yanını kış manzaralarına boyar
Üşürsün.
Avucuna kar yağar,
kardan adam olur, sıcacıktan, yanarsın.
Kömür gözler gibi,
geniş açılı bir kırbaç şaklamalı sırtımda.
şehla bakışlı, beyaz yeleli bir at gibi doludizgin,
dört nala kişnemeliyim.
geniş açılı yollar açılmalı önümde.
bir yanım ustura kadar keskin, diğeri kör bakış olmalı,
ördüğümüz duvarı yıllarca saklayalım.
gizli bahçenin sırlarını kimse bilmesin.
hep o vitrindeki mankenlerle yürüsün dostluklar.
beklediğimiz vardiyaya esinceye
ve ohhh be dünya varmış dedirtinceye kadar rüzgar.
birer birer geride kaldılar
gelecekteki o güzel günler.
düşlerimdeki mumlar
söndü bir nefeste.
korkularımda şimdi;
cehennem elması kokusu var.
bu kent bugün buluşmalar ve ayrılıklar kenti olmuş.
önce en süslü meydanlarda çiçekçileri
sonra orta yerdeki büyük saat kulesini
kurşunlamış, yerle bir etmişler.
efsaneleri ve eski salonları yakmışlar
üst üste koyup.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...