biliyorum yakandan bir düğme daha açacaksın birazdan
şimşekler çakacak, korkuyla parçalanan gecelerimde
yağmurun doyururken toprağımı, yutulmuş bütün denizlerimde
balat gibi, fener gibi ve cibali ’ de bir karakol aynası gibi
biliyorum gözlerimin içinde yıldız olup yeniden doğacaksın.
mum ışığı değil bu, bin kandil
dayanılmaz coşkulara saran yüreğimi,
en yüksek voltaj sanki.
bir avuç kelimeden çıkıp da gelen.
gecenin karanlığı nasıl da döndü birden
gün ortasının aydınlığına.
ne güzel elim sende oynardık seninle.
birbirinden kopuk kutupları sarmaşıklara saklardık.
hangi dağın, hangi atlas sayfasında,
gölgesini en derin gölgeli göllere
bir intihar uçağı gibi çaktığını çok iyi bilirdik.
ama bilmezdik dağların da göller gibi ağladığını.
bakmıyorum zamanın
inceltilmiş ayarına,
güneş tam tepeden vuruyormuş şimdi
on ikiyi
umurumda bile değil.
saklanacak en küçük bir bahaneden,
bu mevsim gene, baharla dolan
çok fazla ışıktı.
ayaz gecelerden kalma,
toprak sırılsıklamdı.
bu mevsim gene;
ellerim donarken
önce ince bir zıpkın saplandı zannettim ama değildi …
denize benzemiyordum ki mavi dalgalarım yoktu
bir çadır örtülmüştü üzerime, çok bulutlu
onun altında uyuyordum
düşlerimde hep müşteri yıldızı düşerdi üzerime
rüzgar keşişlemeden eserdi, bir garip üşürdüm.
senin bu saatte uykuda olman gerekmiyor mu
oysa görüyorum ki
ismimi yazmışsın gene pencerenin buharına
parmak izinden tanıdım
gecenin bu ayazında.
haydi yat, sen gidişimi görme benim
sabahın en erken halindesin, saatler henüz uyanmamış
o çok ünlü meyhanelerin sokağı gibi bir yerlerdesin işte
belli ki gece adamakıllı sarhoş, masalar hala ayılmamış
kilit vurulmuş gördüğün bütün pencerelerin perdelerine
içlerinde uyuyan hep aynı çocuk işte, gözleri açılmamış
ne kadar çok anlatacağım var sana bir bilsen
hadi, yarın sabah benimle hiç çay içmediğin
o çay bahçesine gel istersen.
masanın üstüne kalp içinde ismini yazdığım
üzerinden kaç mevsim geçtiğini
şimdi hiç hatırlamadığım,
çeşmelerden hava geliyor su yerine
sondaj pompaları taş ve kum fırlatıyor gökyüzüne
su kaynakları yok oldu
nehirler kurudu
denizler de çekilmiş.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...