-bir bardak çayı içmek aynı dudak izinden-
demlenmiş sabah çayını., beraber içmek için pencere önünde
ellerimizi alıp ellerimizin içine., söz vermiştik ya birbirimize
ve hatta yazacağımız romanın o sayfasına., işaret koymuştuk
böyle bir sabahın keyfi., bu sayfaya ne kadar çok yakışır diye…
aşk ağacına aşı yapar gibi.., söz verirken gözlerimiz birbirine..,
köprüde balık tutarak güne başlayan adamın iç fısıltılı, sıkıntılı bir günlük öyküsünü dinleyeceksiniz.
* * *
daha sonra bu paslı kovanın içi, haliç kokusu gibi, üç-beş istavrit ile dolsa
alıp başımı yürüdüğümde, günlük nafakama benzer bir tebessüm yüzümde
/mesela boyalı kalemlerimle ismini gövdesine yazdığım ağaçlar
çıkıp bir araya gelse resim kağıtlarından.., bir koca orman olur…/
işte bunun için sevdiğim…
bütün pastel duygularımla..,
keşke diyorum daha o zamanlarda., rastlamış olsaydım sana
uçurtmasını elinden kaçıran çocuk.,
onun bir bulutun arkasına saklandığını sanıp ağlıyordu…
oysa o gün., günlerden bahardı ve havada hiç bulut yoktu…
,
ince-uzun toprak bir yolda yürüyorum., iki yanımda sıra-sıra ağaçlar
çaldığım ıslık donup kalıyor dudağımda.,
- kucaklamalar …ahh ağlıyorum.
daha çok sigarayım,
daha çabuk boşalıyor kadehlerim
bin telden bir ağıt yakar gibi, ay ışığındayım,
berbat olan gülüm, ay ışığının can sıkıntısı tarafındayım.
/ daha çok zamanımız vardı, topyekün katledilmelere
Latin dağlarındaki rüzgarları, bu topraklarda estirmelere.
çok zamanımız vardı, dengeyi bozmadan yürümelere
güvertemizin yer yatağında, güneş altında sevişmelere/
karaya adım atan her bahriyeli kendini denizde buluyordu
hiç aklınıza gelir miydi.,
İstanbulun martıları bir gün takılıp bandırası meçhul bir geminin peşine
vazgeçerek bir lokma simitten., zengin sofralara misafir olmak niyetiyle
terk edip gidecekler İstanbulu…
elinizde bir simit., boşluğa teslim gözlerle öylece beklemek güvertede…
hiç aklınıza gelir miydi…
ben bilmiyorum kaç adımda ulaşıyorsun
otobüs durağına.
kaç numara yazıyor,
bindiğin otobüsün alın yazısında.
ben bilmiyorum.
birden düşerek bir boşluğa,
“bizler şairiz, namus işçisiyiz yani”
kadınlarımızla kadın oluruz,
dağda beraber kuru odun toplarız.
beraber uzatır ellerimizi, yanan sobaya
beraber ısınırız.
beraber oturduğumuz sofradan
- bahar kışa döndüğünde sev beni
rüzgar düşe düştüğünde gör beni
soğuk denizlerime göm beni -
denize en yakın bir paslı çivi, yeryüzümün iskelesindeyim




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...