Cevat Çeştepe Şiirleri - Şair Cevat Çeştepe

Cevat Çeştepe

Son sahne programı da bitmiş, gazino boşalmış ve ışıklarını söndürmüştü… Ara sokaklara doğru giderek tenhalaşan cadde de omzundaki etolün üstüne taşan dalgalı saçlarını savurarak, baştan çıkarıcı topuk sesleri eşliğinde salına-salına yürüyordu… Adımlarımı hızlandırıp arkasından yetiştim… Ve ancak onun duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi seslendim…
--‘Madam..., madam Marika’
Adımlarının temposunu düşürmeden başını hafifçe çevirip bana doğru baktı… Bir sıçrayışta önüne geçtim… Durdu, şarap kırmızısı dudaklarının aralığından kar beyazı dişlerini gösteren hafif bir gülümsemeyle yüzüme baktı… O daha hiçbir şey söylemeden ona olan hayranlığımın, her gece kaçırmadan izlediğim programıyla daha da arttığını söyleyip, neredeyse ilan-ı aşka ve ardından izdivaca varacak şekilde sıralamaya başlayıp yolu da yarılamıştım ki parmağını dudağıma götürüp beni susturdu ve romantik bir melodi temposuyla..;
‘şimdi saatin geç olduğunu, kendisin de çok yorgun olduğunu, hem böyle şeylerin sokak ortasında bu şekilde konuşulamayacağını, yarın öğle üzeri evine gelmemi, Buralarda ciğerci Kosti’nin torunu Marika nerede oturuyor diye kime sorsam evini gösterebileceğini’ söyledi… Ve ‘sana şarkı söyleyemem ama imzalı bir plağımı veririm’ diye de ilave etti…
Yarına çok vardı ama yapacak bir şey de yoktu… Karakolun yanındaki sokağın karanlığında saçlarını dalgalandırarak yürüyüşü gözlerimden, topuklu ayakkabısının tıkırtıları da kulağımdan kayboluncaya kadar öylece durdum…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

---'adına bestelenen tüm şarkıların sessiz solisti'...
işte bu zamanda canımın içi., boğazımın en dar ve derin yerinde
hüzünler düğümlenir., dalından kopmuş eylül yaprağı renginde...
ne dilimin ucundan ileri gider ve ne de yutkunsam geri gelir
heyecanımdan mahmuz yemiş sözcükler.,
boğazıma atılmış kör düğümlerin iki yanına dizilir…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

masumiyet / bir nehrin ıssız sularına bakarken...

güneşin batacak bir yer bulamadığı., uçsuz-bucaksız bir yol bu
kuru otları yakıyoruz içimizde., yürürken açık denizlere doğru...
iki yanımız aşkın felsefe ormanı., dallarında tadılmamış meyveler
her adımda bin küfür armağanla anılıyor., bizsiz geçen seneler...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

‘elinin elime değmeyeceği ., ortası mayın tarlası bir masa başında’
yeni şiire işte bu dizelerle başlayacağım diye söz vermiştim sana…
hani sen şarap içecektin ben de rakı ve araya karışık şiir salatası
kalemleri suyuna banıp ., sırayla bakacaktık salatanın tadına
işte böyle başlayacaktım şiiri yazmaya…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Sırtımı., sarayın bir kale gibi yüksek duvarına dayayıp önce Marmara denizinin, Boğaziçi ve Haliç sularıyla kucaklaşmasını seyre daldım,

Sarayburnu’nun şiddetli akıntılarına duygularımı karıştırarak., ‘bu şehri böylesine çarpıcı bir güzelliğe kavuşturan, tepeden tırnağa giyindiği bu mavi giysi mi’ diye düşündüm...

Ve sonra Sirkeci garında noktalanacak., makaslarla birleşip-ayrılan yüzlerce ray hattına kapıldım...
Ray hatları ., bütün fay hatlarının üstünde., çelikten bir kelepçe gibi parlamak için güneşin üstlerine ışık olup düşmesini bile beklemeden,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Mayıs EMEK .,
Haziran GEZİ demek…
İşte MAYIS geldi.,
HAZİRAN da gelecek….
Bir Mayıs günü ya da bir Haziranda
Rüzgar DENİZ den esecek…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Hikayeleri aydınlıklardan saklanan kavgalar., gün karanlığa döndükten sonra
bir kuşkonmaz dalı üstüne konmuş gibi sallanarak yaşanmaya başlar…
Gözlerden uzak., orman içi bir kulübede gibi…
. . .
Bazen en alt perdeden bir ağır yel eser., dalgalandırır sakin denizleri
Uyanır içindeki cevapsız soruların., uyku tutmaz hesap verme sesleri…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

ONİKİYE ÇEYREK KALA
.
Üç çeyrek gece ne zaman ve nasıl geçti, hiç bilmiyorum ama
gecenin son çeyreği anadan doğma, önümde duruyor hala…
Öyle fırtına kopmuş, öyle şimşek ve gök gürültülü gökyüzü
şişeden boşanır gibi yağan anason kokulu bir yağmur altında

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Saymak aklıma bile gelmedi ki kaç kişi olduklarını ama biliyorum sayılamayacak kadar çoktular… Kimliklerinde ne yazıyordu., bakmadım ama hepsi kadın., hepsi erkek., çocuk., genç ve yaşlıydılar…

Her biri aynı yöne bakarak., mesela bir taş atsa oturduğu yerden denize diye düşününce.,
dalga-dalga aynı sonsuza ulaşırdı suda halkalar… Matematik bir yana., sonuç kelebek kanadı gibi doğal bir simetri… Çünkü hepsi aynı denizin kıyısında ve aynı güneşin altındaydılar…

Ve hepsi kadın., hepsi erkek., çocuk., genç ve yaşlıydılar ve gün geldi birdenbire ve beraberce oturdukları koltuklardan ayağa kalktılar… Yürüyüp geçtiler önlerine çekilmiş siyah perdenin arkasına… Önce müthiş bir aydınlık gözlerini aldı ama kırpmadılar… Ve sonra denizin ilk dalgası ayaklarını ıslattı., şaşırmadılar…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

merhaba ..,
sen., denize düşmüş gümüş bıçak gibi.,
parlayıp geçerken gözümün önünden...,
deniz ne kadar mavi., mavi ne kadar umut., umut ne kadar da
aydınlıktı ama ne kadar keskin av çarpmasıydı ., bir bilsen…

Devamını Oku