Cevat Çeştepe Şiirleri - Şair Cevat Çeştepe

Cevat Çeştepe

düşünün işte.,
akşamın ilk vaktinde ., mesela boğazın bu yakasındasınız…
hava kar- hava buz- hava ayaz ., tek başınıza yollardasınız…
rüzgarın ıslığı-martıların çığlığı kulaklarınıza doluyor ama
siz sanki sahilleri kaybolmuş uzak denizlerde .,
sessiz dalgaların ıssızlığısınız…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

– sapandan frlayan bir taşın vurmasıyla başlamadı daldaki kuşu...
öncesinde Habil ve Kabil ve sonra çimento yerine deniz kumu …
. . .
göçmen kuşların göç., ağaçların yaprak dökme mevsimiydi
belli ki uzun sürecek bir kışın., henüz ilk günleriydi…
bin yıllık çınar., bin yıllık bahçesinde., çırılçıplak üşürken

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

.Yedi-sekiz yaşlarımın orta dalgadan yayın yapan “Türkiye Postaları-Ankara radyosu” saat gece yarısını buldum dediği an yayınını sonlandırır, istiklal marşını dinletir ve “hadi bakalım herkes yatağa” komutunu verirdi. Bu komutla beraber sokağımızın karşı sırasındaki apartmanların ışıkları teker teker söner, manzaramız dahilindeki Ankara çanağı da, dibi is tutmuş tencere gibi kararırdı...

Bu manzara, (çok sonraları bir şiirime giriş dizeleri olacak olan) sadece kuru ekmekle beslenen ve ismi muhtemelen düldül olan çelimsiz ve yaşlı bir atın çektiği arkasında sac kaplı bir kasa olan ekmek arabasının ve A.O.Ç marka süt şişeleri ile dolu eski kamyonetin sabah ezanından hemen sonra servise çıkıp, mahalle bakkalının önünde durduğu saatlere kadar hicri takvimin on bir ayı boyunca hiç değişmezdi...
.
Ama on ikinci ay gelince…
Ne bileyim işte, birden bire her şey çok farklı olur, renklenirdi...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Çocuk odasının tavanındaki yüz mumluk ampul yandığı zaman güneş doğuyor., söndüğünde gece bastırıyor ve komodin üstündeki abajurun içinden ay doğuyordu...
Çocuk odasının içindeki tren de işte tam bu saatte hareket ediyordu...
Çocuk odasındaki tren o gece garda bekleyen yolcuların hiç birisini almadan yola çıktı...
Sert plastik kokulu dağların arasından., mavi muşambadan yapılmış göllerin kenarından., tahta köprülerden geçti... Hemzemin geçitlerdeki kontrol memurları gibi hareketsiz ama lastik yumuşaklığında ve yemyeşildiler tren yolunun kenarına sıralanmış ağaçlar...
O gece gardaki yolcular arasında bekleyen bir çocuk., kendi evinde tren yolunun kendi evindeki odanın içinden geçmiyor olmasının acısı ile iç çekiyor ve kendini almadan giden bu trene elini uzatıp tutamayacak kadar ve uzaktan bakıyor ve ağlıyordu...
.,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Sebze-meyve sandıklarından birkaç tanesini yan yana ekleyerek duvarımın bir köşesine monte ettiğim bozkır köyü ıssızlığındaki ilk kütüphanemden.., şimdi karşısında oturup, ayaklarımı uzatarak gözlerimi duvar boyu.., kat-kat raflarında gezdirmekle dinlendiğim günümün kütüphanesine..
.,
Kimi zaman yazar ya da yayınevlerine., kimi zaman konularına ya da enlerine-boylarına göre düzene sokmaya., sıraya koymaya çalıştığım ama her seferinde daha çok dağıttığım., benim dünyamın en aydınlık., en zengin ve en renkli şehri görüntüsündeki kütüphaneme...
.,
Başındaki kasketi çıkarmadan bu şehre göç etmiş ve fötr şapkalı., takım elbiseli., döpiyesli kalabalığın arasında kaybolmuş olan ilk kitabım acaba hangisiydi...
Hala duruyor muydu?

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Yaşam., giderek genişliği daralan., yüksekliği artan ve kaç tane olduğu önceden bilinmeyen farklı malzeme ve kalitede yapılmış basamaklardan oluşan bir merdiven …
Öyle ki Ahmet Haşim’in dediği gibi ağır-ağır değil., farkında bile olunmadan soluk soluğa çıkılan bir merdiven…
Yaşam., sonuçta herkesin aynı yere ulaştığı., kimi için çok az., kimi için pek çok basamaktan oluşan ama her kullanıcı için özel imalat bir merdiven…
. ,
Size bu satırları., özel merdivenimin ilk basamağına ilk adımı attığım günün yıldönümünde yazıyorum…
Şimdi o merdivenin., pek çoğunu çıktığım ve önümde daha çıkılacak kaç tane kaldığını (veya kalmadığını) bilmediğim bir basamağının üstündeyim…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

ÖZETLE...
.,

Sokak lambasının ışığı altına iki gölge geldi…
Önce sarılıp-öpüştüler…
Sonra ne olduysa itişip-kakışmaya başladılar…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

‘ipinden kurtulan bir topaç dönerek düşer .,
sek-sek oyununun çizgileri içine’
. . . ,
ah canımın içi . . ,
şöyle çevirip başımı geriye .,
baksam sabahın ilk saatlerine...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

ÖZLEMİN DAYANILMAZ TADI
Galata-Ticaret han günlerine …
.
Dar han kapısının iki yanına sıralanmış hırdavat malzemelerinin arasından geçip geniş avluya inen merdivenlerin başında durdum… Uzun yıllar öncesinin mesai bitiminde gecenin karanlığı başlarken bakımsız., asırlık tuğla örülü duvarlara sinmiş kızarmış balık ve anason kokusunu içime çektim… Ve giderek sarhoşlaşan keyifli muhabbetlerin kulak ve yürek dolgunluğu ile dizlerimin üstüne çöker gibi oldum…
. ,
Ve saatler sonra doğruldum …

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Var oluşun farkına varılmadan rüzgâr gibi geçer o saltanat yılları…
. ,
Korkunun yalnızca ismi varken., cisminin kol gezmediği o havalarda
önce çocuk olduk., düş saraylarının sınır tanımaz eğlence parklarında…
Süt kokan nefeslerin rüzgarları., dans eder gibi sallardı boş salıncakları
o bahar yıllarında kilit tutmuyordu., düş saraylarının bahçe kapıları…

Devamını Oku