SAHİ., ONLAR NEREDE ...
kapı çaldı.,
gelen çocuklardır dedim mutlaka., bayram ya…
evet., gelen birkaç çocuktu...
(oysa daha çok değiller miydi geçen bayramlarda)
Adam., rüzgarlı havada sahilde yürüyordu…
Birden rüzgarla havada savrulan bir kâğıt parçası önüne düştü…
Adam eğilip kağıdı aldı…
Ve çok şaşırdı…
Kağıdın üstünde kendi bestelediği bir şarkının notaları vardı…
Gülümsedi…
Adam., rüzgarlı havada sahilde yürüyordu…
Birden rüzgarla havada savrulan bir kâğıt parçası önüne düştü…
Adam eğilip kağıdı aldı…
Ve çok şaşırdı…
Kağıdın üstünde kendi bestelediği bir şarkının notaları vardı…
Gülümsedi…
-Şairler ., şiirleri her zaman titretecek bir yürek bulduğu için
ölümsüzdür..
.
/bir kütüphanede okurlarıyla buluşacakmış., önümüzdeki günlerde
mürekkebi taze afişin üstünde., böyle yazıyordu fosforlu harflerle...
oysa biliyordum ki o şair çoktan ölmüştü uzun yıllar önce.,
Yüzüne mutluluğun resmi yapılmış adamla ., geceden kalma dağınık yatağın kokusu üstüne sinmiş kadını izliyoruz .., birbirlerinde yer değiştirmiş kalpleri ile kum tepelerinin arasından bir yol bulup önlerine serilen açık denize doğru kol kola yürürlerken...
.,
Belli ki birazdan ayaklarını ıslatmaya başlayacak olan ve dizlerine kadar yükseldikten sonra da içine girip saklanacakları hafif çalkantılı bu denizin derin mavisinde gözlerden uzak bir yolculuğa çıkacak olmanın sürekli keyfi halindeler...
Ve belki biraz da sarhoşlar ama kime ne...
.,
İşte sonunda gözden kayboluyorlar ve tam bu anda da çok uzak bir kapının ardından., kadınla erkeğin yüksek tonda kahkaha sesleri doluyor kulaklarımıza...
bütün saat kuleleri kendi geçmişini göstermeye başladı,
nehirler dondu
ben meydanın ortasında dönüyordum, dört yanımdan
rüzgar esiyordu
rüzgarların sesi sanki, kıyamet öncesi İsrafil borusundan
.
/yağmur diner ., güneş çıkar ., bildiğimiz renkleriyle gene açardı gökyüzünde gökkuşağı ... ben ., bu şiir için sana ait renkleri içinden çekip almasaydım eğer.../
. . .
.
demek ki senin ismini kazımışım, cebimdeki bayram harçlığı ile
SARHOŞ BİR MEKANDA ...
.
ne kadar şişe varsa boşalmış
anlaşılan akşamdan kalma hepsi
yerlere sere-serpe devrilmelerinden belli...
Galata kulesinin karşısında Kızkulesi., benim karşımda sen...
. . .
ayağımızın altına bir köprü gelmiş., beraber sallamışız oltaları
kim ayıklayacak diye hiç düşünmeden tuttuğumuz balıkları dayanmışız aynı kadehten en ucuzuna şarabın…
gecenin ışıkları mezemiz olmuş., rüzgarıyla birlikte sevdanın
Atıp tutmaya gelince mangalda kül bırakmayan "YERYÜZÜ BABALARI" .., elbet bu virüsün de "vurdum mu oturturum" havasıyla insanları evlerine kapatarak o ülke senin , bu şehir benim gerine-gerine gezdiren havasını kaçıracak ve sıradan bir sokak dövüşçüsüne çevireceklerdir...
O güne kadar kim öle., kim kala... Bu kimsenin umurunda olmayacak., o günden de sonra da ‘ölen ölür., kalan sağlar bizimdir’ denilerek kar-zarar hesapları yeniden açılacak ve aynı zihniyet ve kadrolarla yola devam edilecektir...
Bu gelişen (!) dünyanın teknoloji başlıklı ., "insan odaklı" gibi gösterilen ama tamamen vahşi kapitalizmin adım-adım değil ., el ovuşturarak yol aldığı değişmeyen rotası gereğidir...
Şimdi kendimizce en sıkı önlemleri alıp yapacak başka bir şey olmadığından bu savaşın çaresiz sivilleri olarak sığınaklara kapandık ...
Ama bu arada herhalde pek çoğumuz ., genelde küçümsenen., samimiyetsiz bulunan SANAL DÜNYANIN., üzerinde yaşam kolonileri kurulacak yeni dünyalardan çok daha anlamlı ve önemli ve çok daha GERÇEK BİR DÜNYA olduğunun da farkına varmış olduk...
Yaşama bağlantımızı sağlayan ne varsa.., hep beraber ve her tarafından sımsıkı tutup bırakmamak lazım.., sanal dünya da buna dahil....




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...