İstanbul'a
.
ZAMANLA OYUN . . .
İstanbul’a
.
/şehirleri yaşatanlar, o şehirle yüreklerinde aşkı yaşayanlardır/
1 HAZİRAN 1950 ‘den beri
Küçük dünyamın etrafında bitiş çizgisine doğru atılmış
‘üçyüzaltmışbeş adımlık- tam 72 ’ tur …
Dile kolay …
Ama DUR komutu gelmeden durmak yok., o halde adımlamaya devam .,.
Bakalım o komut gelmeden ., ZAMAN MUMU sönmeden bir tur daha atabilecek miyim…
ESKİCİ DÜKKANININ kıyısında-köşesinde bir oyuncak..
ZAMAN TÜNELİ TRENİ . . .
.
Çocukluğumu., altından geçen trenin saldığı., kömür ve is kokulu buharlar arasında kaldığım tahta köprü üstünden uğurlarken., kendimi de o trenin üçüncü sınıf kompartımanına kaçak yolcu olarak saklanmış buluyorum… Fonda yaşam boyu yürek titretecek bir masal melodisi…
Ve o melodi eşliğinde yaşam boyu sürecek bir yolculuk… Kimi zaman eğlenceli yemyeşil kırlarda koşar gibi., kimi zaman arkasına denizi saklayan alçak tepeleri aşıp-yüksek dağlara tırmanırcasına…
Ya da öyle varsayarak…
/bugün bu şehir sen ol., zaman bütün denizlerini yudumlasın
iskelen kapanmış olsun., ben sana bağlı son vapurda son yolcu/
. . .
sana neden hep bir Pera sabahısın gibi baktım., bilmiyorum
geceden kalma asaletine sinen., anason kokulu teninden mi
bir köhne meyhanede sarhoşluğum olur gibi., çıkıp taş plaktan
sen hiç terkedilmiş bir iskele olmadın ki., nereden bileceksin
uzak bir vapur gördüklerinde babalar., paslarını nasıl temizler
çöreklenmiş palamarlar birbirlerine., nasıl çeki-düzen verirler
nereden bileceksin., döşemelerden gelen seslerin her birinin
ahşabını dudağından öperek uyandırmak olduğunu çivilerin...
. ,
Şair., kendine saklı öykülerin her satırına derinden iç çekerek., havadan-sudan çiçekler toplayıp kocaman demetler yapsa... Bıraksa yürek ormanında saklı hayal kulübesinin kapısına…
Su içip buz gibi kaynaklardan., havayı içine çekse., gözlerini kapasa...
Ve selam vererek ağaçtaki yapraklara ., bir ceylana göz kırpsa…
Ve bir daha hiç şiir yazmamak üzere kalemini kırıp., mavi denizler üzerinden uçarak., görünmez bir fırtına bulutunun içine saklansa., mavi gökyüzünde kaybolsa...
.,
Hani bir sinemanın kapısından dönmüştük ve birer bira içeriz diye Çiçek pasajına doğru yürümüştük ya kol kola...
. . .
/bezginlik provası mı bu.,
bulanık aynalarda yüzümü görüyorum/
,
Galata gibi., Beyoğlu gibi., Balıkpazarı' nda balıkların pulları gibi parlayacak. . ,
---Bu senaryoyu kim yazıyorsa ., yarınlar için seni bana yazmalı…
. . .
SESİ GELİYOR BAHARIN
-bir düş seansı-
.
canımın içi., nasılsın,..
yeni çiçekler keşfetmeye hazır mısın., hepsine senin adın konulsun
saplarında ufak-tefek yapraklar doğsun., onlar çocuklarımız olsun...
--- sahi seninle yaşamamıştık .., bu emzirdiğine mi benzer kıyamet…
ah benim sevdiğim .,
ah benim yüreğimin akşam güneşinde açan son dağ çiçeğim
artık gecenin çaldığı ıslıkların kime ses verdiğini bilmediğim .,
attığım her adımla iğne yapraklı ağaçlar ormanında seni arıyorum…




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...