YOKLAMA ...
.
Okuduğum okulların bütün öğretmenleri…
Hadi içinizden herhangi biri yapsın bu sabah sınıf yoklamasını…
Ben., numaramı okuduğunuz zaman duymamış gibi yapayım…
Siz., kara tahta kenarından aldığınız minik tebeşir parçasını kafama fırlatın...
O günlerde Amerikan kamuflajlı, yerli malı paletleri ile 'onların çocukları' dağda, kırda, bayırda ne kadar kır çiçeği ve ne kadar taze fidan varsa hepsini ezip, üstünden geçiyor.., 'bizim çocuklar' için bir sürek avı yürütüyor ve içi kof kart çınarlar, işkencehane avlularında darağaçları oluyordu…
Ve ülkenin nesiller boyu sürecek çoraklığa mahkûm edilişinin hükmü infaz ediliyordu…
...
O, inançlı adımlarla girdi sokağa, elinde kova, içinde kırmızı boya
Ve koca yürekli harflerle yazmaya başladı duvara, boydan boya
'baştan kokan balıkların iğrenç kokular salan dünyasının bir başka boyutundan gelen sesler'...
YILDIZLARIN ALTINDA., ANLAT SEVGİLİM
.
- Dün gece kumsalı uçuran o fırtınada., ıssız kumlara yaptığım
sabahtan kalma sensiz kalede saklanayım derken., karanlığın
içinden bir gemici feneri el salladı., gel dedi., gittim peşinden...
Arabanın ön koltuğunda oturuyoruz…
Hepimizin yanımızda en sevdiğimiz kim ise o var...
Kolumuzu da atmışız omzuna...
Öylesine keyifli bir yolculuk işte...
.,
Üstümüze koşar gibi., akar gibi gelen asfalt yolları sanki havayı soluyormuş gibi çekiyoruz içimize...
birinci sayfa../ gün doğumu …
yolun başı …
parlak kumbaralara düşen damlalar gibi büyütülürken hayaller
dinlenecek şarkıların en güzeli olacaktı., hayallerdeki sesler…
oysa perdenin arkası karanlık., hem sis-duman., hem geceydi
çözülemeyecek bilmecelerin., bilinemeyen bütün sözcükleriydi…
/biletleri karşılıklı gişelerden ve çok önceden kesilmiş
adına sonsuzluk denilen., aynı yöne yapılan bir yolculuk/
. ,
bu şiiri sana.,
adını sonsuzluk koyduğumuz o yolculukta
alnını dayadığın yol penceresinin buharlarına yazıyorum
/Yeryüzü kadar büyük bir masa etrafında toplanmıştık., çok kalabalıktık… Her birimiz sanki ev sahibiydik ama daha önce hiç karşılaşmamıştık... Yabancı yüzlerin yalancı baharıydı dudağımızda açan gülümsemeler... Okunamayan alın yazılarının., kendi kalemimizle yeniden yazılmasıydık…/
. ,
/Dolap beygirlerinde kuyruk değildik ama bir kuyruklu yıldız gibiydik… Bütün açıların kesişme noktasında ve dünyanın tam merkezindeydik… Ağacımızın dallarından topluyorduk devridaimlerde astığımız dilekleri… Biz ertelenmiş ölümlerle her yeni dansın., sevgili ve kavgalı melodisiydik…/
. ,
/Mücadelelerde alnımıza yazdıklarımızı oynuyorduk ve hep ölüyorduk… Her ölümle fidan yürekli kız ve erkekler oluyor., yeniden doğuyorduk... Ama yolumuzun üstündeki meridyenleri gözyaşı ile keserken paraleller ya bir daha göz göze gelmezse gözler., işte en çok bundan korkuyorduk…/
. ,
Arabanın ön koltuğunda oturuyoruz…
Hepimizin yanımızda en sevdiğimiz kim ise o var...
Kolumuzu da atmışız omzuna...
Öylesine keyifli bir yolculuk işte...
Üstümüze koşar gibi., akar gibi gelen asfalt yolları sanki havayı soluyormuş gibi çekiyoruz içimize...
/‘elma dersem çık’ diye fısıldayarak yanıyor şehrin cılız ışıkları/
yaşadığım sokaklarda ., kilitleri pas tutmuş ne kadar kapı varsa
Çocuk., yürek kafesinden çıkardığı her kuşun kanadına ayrı-ayrı henüz tanımadığı., ne anlama geldiğini bilmediği sözcükleri yazarak havaya salıyor ve arkalarından el sallayarak onları yarınlara yolcu ediyordu...
Bahçesindeki yüksek duvarların arkasına., zincirlerin-parmaklıkların-kilitlerin arkasına… Henüz tanımadığı özgür ve aydınlık yarınlara …
. ,
İçeriden annesinin sesi geldi... :
--- Üşüteceksin., çok soğuk., hadi gel içeri., hava da kararacak zaten…




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...