Cevat Çeştepe Şiirleri - Şair Cevat Çeştepe

Cevat Çeştepe

“ey ahali…, duyduk-duymadık demeyin…. yarın bayram geliyor….”

Bu ses, açık yaz penceresinden içeri dolduğu odadan kocaman yankılarını da yanına alarak geldiği gibi çıktı ve hecelerini düşüre-düşüre gittikçe küçüldü, uzaklaştı ve kulaklardan kayboldu. Sokak sabahı bekleyen yarı karanlık sessizlik elbisesini giydi yeniden...
İhtiyar adam, açık penceresinin önüne geldi. Ellerini pervaza dayayıp yarı beline kadar eğilerek sokağın bir o yanına baktı bir bu yanına… Ne bir ses ve ne bir gölge… Hiçbir şey yoktu. Sandalyesini pencerenin önüne çekti, küçük sehpasıyla beraber. Bir sigara yaktı. İçine çektiği ilk nefesin dumanını ince ve mavi bir çizgi gibi dışarıya üfledi. İlk sigara içtiği gün yaptığı gibi. Ve sonra bir elini şakağına dayadı ve gözlerini boşlukta daldığı yerde öylece bıraktı. Yarını, bayramı burada, böyle bekleyecekti...
Ve bildiği bütün ultra marketlere telefon ederek, “sizde bakkal topal Musa amcanın, kese kağıdında sattığı marka şekerlerden var mı” diye sormayacaktı...
Ve tanıdığı bütün çocukların arasına karışıp, onlarla beraber içeriden kendisinin açacağı kapının önünde, mendil içine sarılmış delikli ikibuçuk kuruşu almak için elini uzatmayacak, saçının okşanmasını beklemeyecekti...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

BÜTÜN DUVARLAR YIKILSIN DERKEN
amacımız bu değildi… ….

En ucuz marka şarapla dolu bardağımı elime alıp., üstünde bin-bir karmaşanın çıfıt çarşısı meydanındaki panayıra benzettiği masaya baktım bir süre... Sonra, bazı filmlerin sevgiliye öfke sahnelerinde gördüklerimi taklit ederek masanın üstünde ne var-ne yok hepsini birden elimin tersiyle yere savurmayı ve masayı bir tekmede devirmeyi geçirdim içimden... Vazgeçtim... Neden, bilmiyorum....

Kaç gün olmuştu., ne bir mektup ne de bir haber gelmemişti senden... Biliyorum bu soğuk kış günlerinde en yakın postaneye gidip., numara yazdırıp., sonra da belki saatlerce sıranın sana gelmesini bekleyerek telefon edemezdin ama iki satır mektup yazabilir., hemen sokağın başındaki posta kutusuna bırakabilirdin... Kaç gün olmuştu...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

/Sen ayrı şafaklar öncesinde bir gece düşüsün., ben ayrı…/

Diyelim ki tarihi kayıt dışı uzak takvimlerde yaşıyoruz canımın içi
bir çağ bitmişte yerine yenisi başlıyor., acısız doğum sancısı gibi...
Kulağımız derinden gelecek sesleri arıyor.,
en derinden., derken…

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

/..zamanın düş halinde., o çok sevdiğimiz şehirdeydik seninle.../
. ,
ekmek arasında balık yemiş., kılçıklarını atıvermişiz denize
derken bir kedi dolaşmış., yakut gözleriyle ayakucumuzda
nereden geldiyse o an aklımıza., çocukluk yaramazlıkları
bin özür kurdelesi bağlamışız kuyruğuna...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Annemle yan yana yürüyoruz… Yanımızdan egzos kokulu kamyonlar ve tozu dumana katarak atlılar geçiyor dört nala… Annem bir adım geride kalıyor… Sonra çok adım., sonra hiç görünmez oluyor…
. . . Tahta tekerlekli kamyonlar ve sopa boyunlu atlar geçer gözlerimin önünden ve cılız bacaklı süvariler., atlarının dizginlerini bırakmadan o minicik ellerinden…
. ,
Yan yana volta atıyoruz… Megafon tonunda bir ses ‘havalandırma sona erdi’ diyor ve gardiyan bakışlı gözlerden üstümüze şiddet yağıyor… Kimimiz duvar diplerinde ölüyor., kimimiz darağaçlarında…
. . . Zincirli paletler ve sert tabanlı postallar geçer beynimin üzerinden., karanfillerin köküne kezzap dökerek kaktüs açsın yerlerine diye çöl yanığı dikenlerden…
. ,

Devamını Oku
Cevat Çeştepe


Sönmemiş izmarit ve anason kokulu gürültüleri arkada bırakıp kapıdan çıkıyorum… Daha ilk adımlarda karşıma çıkan ve vitrininin derinliğinden sıcaklık taşan çorba kokusunu tadıyla birlikte yudumluyorum... İçim ısınıyor... Haydi bir kepçe daha derken başımın üstünde dönüp duran alkol bulutları çakır-keyif bir iz bırakarak dağılmaya başlıyor...
. . . ,
Bu caddenin sonundaki meydan bir yokuş başı ile buluşur ve o yokuştan inildiği zaman da denizle kucaklaşılır... Ben de bu gece bu caddenin sonuna kadar yürüyüp., yokuştan inecek ve denizle kucaklaşacağım...

Tabi sonrasında da iskeleye bağlı., sabahın ilk saatleri ile sefer görev emrini alacak gemilerden ismi bana en tanıdık gelene sessizce kapağı atıp., duhuliye makamında çekebilirsem eğer (cebinde kimliğimi taşıyan kaptan gelinceye kadar) derin bir uyku çekeceğim...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Sahilin ıslak kumlarına kulak verip dinleyince ..
. ,
Sahi., yakamozlar gökyüzü karanlığından denize düşen yıldızlar mıdır... yoksa ter damlacıkları mı., tutkulu her sevişmeden sonra yalnız kalan...
tadında imbat kokusu mu vardır …
. . . sen., keşke bu gece bana., yüreğime ateş izi kırbaçlar şaklatan dolunay altında 'bak nasıl göz kırpıyor gecenin yıldızları hem sana-hem bana' demeseydin...
ve ben aniden mitralyöz gibi ateşe basıp., namlumun çelik ıslığında bütün yıldızları kendime isimsiz düşman gibi bellemeseydim …

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Gece ve deniz karanlıktı...
.,
Balıkçı belki son defa açıldığı denizden geri dönüp., sahile yanaştı... Sandalının içindeki yarısı su dolu kovada avının bereketi bir tek balık vardı ve umutsuzca çırpınarak yüzmeye çalışıyordu... Balıkçı sandaldan indi ve içindeki balıkla beraber kovayı da denize doğru fırlattı..,
.,
Ve sonra sandalını sahile çekip., hemen arkadaki kum tepeciklerini aşarak gecenin içinde gümüş bir şerit gibi uzayıp giden asfalt yolun kenarına ulaştı...
Karşıya geçecekti ama hızla yaklaşmakta olan otobüsün farlarını görünce durdu., onun gelip-geçmesini bekledi...

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

Bir zamanlar "biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık"
ama şimdi kürekler de yürekler gibi kırık, sandal su alıyor...
GECEYARISI / DOLUNAY NOTLARI ...
.
saat : 00.01-
gecenin yarısı ne zaman ve nasıl gitti ., hiç bilmiyorum ama

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

saat : 00.01
gecenin yarısı ne zaman ve nasıl gitti ., hiç bilmiyorum ama
gecenin diğer yarısı anadan doğma ., önümde duruyor hala…
öyle fırtına kopmuş-öyle şimşek ve gök gürültülü gökyüzü
ve şişeden boşanır gibi yağan anason kokulu yağmur altında
kimsesizler otelimin yıldızlarını., yalnızlıklarla bırakıp baş başa

Devamını Oku