Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz. Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına birbirine yan gözle bakan ve onu küçümseyen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...
Neredeyse ; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızın sopasını hemen yanı başımızda yürümekte olan diğer şairin gözüne sokmak için fırsat arıyoruz...
DÜNYA ŞAİRLER/ŞİİRLER GÜNÜ ...
.
Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
.,
Yeryüzünde..,
Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz. Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına birbirine yan gözle bakan ve onu küçümseyen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz. Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına birbirine yan gözle bakan ve onu küçümseyen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...
Neredeyse ; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızın sopasını hemen yanı başımızda yürümekte olan diğer şairin gözüne sokmak için fırsat arıyoruz...
BÜTÜN DUVARLAR YIKILSIN DERKEN
amacımız bu değildi… ….
En ucuz marka şarapla dolu bardağımı elime alıp., üstünde bin-bir karmaşanın çıfıt çarşısı meydanındaki panayıra benzettiği masaya baktım bir süre... Sonra, bazı filmlerin sevgiliye öfke sahnelerinde gördüklerimi taklit ederek masanın üstünde ne var-ne yok hepsini birden elimin tersiyle yere savurmayı ve masayı bir tekmede devirmeyi geçirdim içimden... Vazgeçtim... Neden, bilmiyorum....
Kaç gün olmuştu., ne bir mektup ne de bir haber gelmemişti senden... Biliyorum bu soğuk kış günlerinde en yakın postaneye gidip., numara yazdırıp., sonra da belki saatlerce sıranın sana gelmesini bekleyerek telefon edemezdin ama iki satır mektup yazabilir., hemen sokağın başındaki posta kutusuna bırakabilirdin... Kaç gün olmuştu...
/Sen ayrı şafaklar öncesinde bir gece düşüsün., ben ayrı…/
Diyelim ki tarihi kayıt dışı uzak takvimlerde yaşıyoruz canımın içi
bir çağ bitmişte yerine yenisi başlıyor., acısız doğum sancısı gibi...
Kulağımız derinden gelecek sesleri arıyor.,
en derinden., derken…
/..zamanın düş halinde., o çok sevdiğimiz şehirdeydik seninle.../
. ,
ekmek arasında balık yemiş., kılçıklarını atıvermişiz denize
derken bir kedi dolaşmış., yakut gözleriyle ayakucumuzda
nereden geldiyse o an aklımıza., çocukluk yaramazlıkları
bin özür kurdelesi bağlamışız kuyruğuna...
Annemle yan yana yürüyoruz… Yanımızdan egzos kokulu kamyonlar ve tozu dumana katarak atlılar geçiyor dört nala… Annem bir adım geride kalıyor… Sonra çok adım., sonra hiç görünmez oluyor…
. . . Tahta tekerlekli kamyonlar ve sopa boyunlu atlar geçer gözlerimin önünden ve cılız bacaklı süvariler., atlarının dizginlerini bırakmadan o minicik ellerinden…
. ,
Yan yana volta atıyoruz… Megafon tonunda bir ses ‘havalandırma sona erdi’ diyor ve gardiyan bakışlı gözlerden üstümüze şiddet yağıyor… Kimimiz duvar diplerinde ölüyor., kimimiz darağaçlarında…
. . . Zincirli paletler ve sert tabanlı postallar geçer beynimin üzerinden., karanfillerin köküne kezzap dökerek kaktüs açsın yerlerine diye çöl yanığı dikenlerden…
. ,
/kuralım soframızı deniz üstüne..,ayaklar suda., güneş tepede
ilk kadeh ikimizin olsun., ikincisi de öyle.,
dolunay altında., gece niyetine.../
havadan-sudan mevzular değil., konumuz kulaklardan ırak
yakamozları gözlemek bahanemiz., aslı cennetimizi yaşamak
O her zaman geçtiğiniz sokaktan yürüyün....
Ama saat çok erken olsun., mesela daha güneş bile doğmadan...
Açılmamış bakkal, manav, kasap kepenklerine, bağlandığı ipleri henüz çözülmemiş gazete kümelerine bakın....Başınızı hafifçe öne eğerek selam verin ve yürüyün...
Sonra kaldırım taşlarına takılsın gözleriniz, kimbilir hangisinin üstünde kaç kez kaldı ayak izleriniz, bakıp her birine...,gülümseyin....




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...