--iskelede 'Dalgalar sahile vurduğunda'
.
/Güzellikleri öylece beklemek, tespih taneleri gibi sıralayıp dilek ipine…
Sakin denizlere doğru bırakıp gözlerini, göç yolları türkülerinde turnaları dinleyerek
Ya da bir balıkçı teknesinin, sahile vuran dalgalardaki motor sesine ‘rasgele’ diyerek
Belki biraz sarhoş ve hayalperest ve belki biraz gülümseyerek…
GÜN BATIMINA DOĞRU ...
.
Havasını ciğerlerime doldurup., uzaklarımı saran manzarasını beynimin tuvaline yerleştirmeye niyetlendiğim bir denizi arkamda bıraktım …
Yorgunum… Sırtımı., yıkılmadan önceki bu son mevsiminde terk edilmiş bir köşkün erguvan renkli çiçekler açan bahçe duvarına yaslayıp., ayaklarımı uzatıyorum…
Ama daha oturduğum yeri ısıtamadan hava birden değişiyor… Ve serinliğin poyrazıyla birlikte., burnumun direklerini sızlatan en okkalısından-çok tanıdık nikotin kokusu., soluk-soluğa ciğerlerimi dolduruveriyor…
Duvardaki guguklu saatin ihtiyar kuşu., yorgun kanadı ile iteleyip açtı içinde yaşadığı ahşap kutunun kapağını... Başını dışarı çıkardı ve ötmeye başladı... Kendince çok doğru bir zamandaydı...
'guguk-guguk-guguk'
. ,
Ayaklarını uzattığı koltukta elindeki haftalık resimli çizgi roman dergisini okumakta olan küçük çocuk., gözünü dergiden ayırıp duvardaki guguklu saatin ihtiyar kuşuna çevirdi...
--- Bu neden hala ötüyor ki burada diye düşündü... Arka bahçeye bakan duvara çivi çaktım ya onun için... Kutusunu da alıp sırtına gitsin orada ötsün ötebildiği kadar...
. ,
GÖLGE OYUNU ...
.
Sen kimsin be…
Sana ne oluyor…
Sen kendine bak…
Yahu insan utanır be…
GÖRÜŞ GÜNÜ…
.
..
/bilir misin ne ağır mahpusluktur kalafat yerinde tekne olmak
karşında şehvetle kollarını açmış deniz dururken…/
. ,
oyuncu.., sahnenin ortasına yıkılıverir birden
elindeki kuru kafa yuvarlanır., yuvarlanır., yuvarlanır...,
gider düşer suyu çekilmiş denize., yalnız bırakılmış iskeleden ….
. ,
seyirci.., heyecanla fırlar ayağa oturduğu yerden
elindeki gülleri atar sahneye., alkışlar., alkışlar., alkışlar...,
Adam bilir ki sazlıkta serinleyen ve türkülerden tanıdığı bu turnanın yolu havalandıktan sonra Mardin’den geçecektir...
Yaklaşır yanına turnanın ve eğilir fısıldar kulağına...
“TURNAM GİDERSEN MARDİN'E / TURNAM YARE SELAM SÖYLE"
Turna., ‘aldım gönderdiğin selamı der.., iletirim yârine başım-gözüm üstüne’...
Ve gün öğleye varmadan havalanıp Mardin’e doğru kanat çırpmaya başlar...
Adam., Turna gözden kayboluncaya kadar arkasından bakar...
Yorgun bakışlarımı gazinonun boş sahnesine bırakıp., saatin gece yarısını tam 12’den vurmasına dakikalar kala soğuk şehrin kimsesiz ana caddesinde yürüyüş koluna bırakıyorum kendimi...
,
Daha ilk adımlarda karşıma çıkan ve vitrininin derinliğinden sıcaklık taşan çorba kokusunu içime çekiyorum... İçim ısınıyor... Haydi biraz daha derken başımın üstünde dönüp duran alkol bulutları çakır-keyif bir iz bırakarak dağılmaya başlıyor...
. . . ,
‘Bu caddenin sonundaki meydan bir yokuş başı ile buluşur ve o yokuş inildiği zaman da denizle kucaklaşılır... Ben de bu gece bu caddenin sonuna kadar yürüyüp., yokuştan inecek ve denizle kucaklaşacağım...
Tabi sonrasında da iskeleye bağlı seferden çekilmiş gemilerden birine sessizce kapağı atıp., duhuliye makamında çekebilirsem eğer derin bir uyku çekeceğim...’
akordu bozulan sazların telleri arasına sıkıştı türküler...:
.
güzel zamanların en seçkin melodileri dolacaktı kulaklarımıza
yarının sesleri de böyle olsun diyecektik gelecek kuşaklara
derken rüzgar gibi bir takvim kuşu uçup geçiverdi yanımızdan
notasız melodilerin sessizliğini savurarak kanatlarından...
Sahilin ıslak kumlarına kulak verip dinleyince ..
. ,
Sahi., yakamozlar gökyüzü karanlığından denize düşen yıldızlar mıdır... yoksa ter damlacıkları mı., tutkulu her sevişmeden sonra yalnız kalan...
tadında imbat kokusu mu vardır …
. . . sen., keşke bu gece bana., yüreğime ateş izi kırbaçlar şaklatan dolunay altında 'bak nasıl göz kırpıyor gecenin yıldızları hem sana-hem bana' demeseydin...
ve ben aniden mitralyöz gibi ateşe basıp., namlumun çelik ıslığında bütün yıldızları kendime isimsiz düşman gibi bellemeseydim …




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...