Gece ve deniz karanlıktı...
.,
Balıkçı belki son defa açıldığı denizden geri dönüp., sahile yanaştı... Sandalının içindeki yarısı su dolu kovada avının bereketi bir tek balık vardı ve umutsuzca çırpınarak yüzmeye çalışıyordu... Balıkçı sandaldan indi ve içindeki balıkla beraber kovayı da denize doğru fırlattı..,
.,
Ve sonra sandalını sahile çekip., hemen arkadaki kum tepeciklerini aşarak gecenin içinde gümüş bir şerit gibi uzayıp giden asfalt yolun kenarına ulaştı...
Karşıya geçecekti ama hızla yaklaşmakta olan otobüsün farlarını görünce durdu., onun gelip-geçmesini bekledi...
Bir zamanlar "biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık"
ama şimdi kürekler de yürekler gibi kırık, sandal su alıyor...
GECEYARISI / DOLUNAY NOTLARI ...
.
saat : 00.01-
gecenin yarısı ne zaman ve nasıl gitti ., hiç bilmiyorum ama
saat : 00.01
gecenin yarısı ne zaman ve nasıl gitti ., hiç bilmiyorum ama
gecenin diğer yarısı anadan doğma ., önümde duruyor hala…
öyle fırtına kopmuş-öyle şimşek ve gök gürültülü gökyüzü
ve şişeden boşanır gibi yağan anason kokulu yağmur altında
kimsesizler otelimin yıldızlarını., yalnızlıklarla bırakıp baş başa
KURAK GÜNLERDE
-bir başka yaz gecesi rüyası-
.
Belli ki birazdan yağmur yağacak sevgilim., serinliği önden geldi
Sular-seller boşalacak bulutların gözünden., vuslat gözyaşları gibi
Sen şimdiden kum torbası koy kapının eşiğine., ama sakın unutma
KURAK MEVSİMLERDEN SONRA. . .
.
Alıştırılmaya çalışıldığından daha da sert geçen kül kokulu ‘yanan ağaç çığlığı’ mevsimi., yerini yavaş yavaş ‘suya aç kuru toprak’ mevsimine bıraktı…
Göçe direnen son kuşlar uzun yıllar boyunca olduğu gibi gene çaresiz., gene mutsuzdu…
gecenin ortasında bir hayalet dokunuverir kampanalara birden
ben hiç uyanmadan kan-ter içi telaşla sıçrar., kalkarım yerimden
sonunda geldi işte diyerek beklediğim tren., göz yordamı atlayıp
üçer-beşer basamak birden., inerim merdivenlerden...
anons ... :
(... uykusuzluğun., seni en heyacanlandıracak düşleri bekletirken.., gece bazen kabuslarını alır yanına ve öyle gelir üstüne...sık ağaç dalları., sarmaşık düğümü atarken boğazına can sıkıntınla birlikte ., kaçamadığın çığlıklara benzersin ya., gecenin içinden…)
. ,
(…bazen., bütün sevdiklerini birden., bir arada görmek istersin..,oysa sisli köşelerdedir kimi., kimi uykudadır çok uzaklarda...bunun adı çaresizliktir ve şarjörü boşluk dolu silahını patlatınca da şakağında., birden içinde binlerce kuşun öldüğünü hissedersin…)
. ,
(…ve sonra bir sigara daha solumak çeker canın., en derininden..,içindeki balıkla bir dikişte yarılayıp., rakı şişesinde kendini...üstünde en sustalı giysilerinle., dağıtmak mahallenin orta yerini., pranganın zincirine takılmadan çıkabilirsen kapının eşiğinden…)
Bir . . .
“Gitme aklım sende kalır., uyuyamam geceleri”
. ,
gözlerini gözlerime bırakıp., öyle bir kalkışın var ki masadan
bütün damarlarımı orakla biçip., gidiyorsun arkana bakmadan...
oysa gecenin en güzel demlerini., sevişir gibi yudumladığımız
Korku üçlemesi : iki . . .
“Yoldaşlar., ölürsem o günden önce yani”
. ,
hürriyet tepesine tırmanırken., dilimde bütün zafer marşları
birden sırtımın orta yerine girer., tank mermisi gibi bir sancı...
oysa bileğimdeki her zincir., birer karanfil açmıştı yüreğimde
Üç . . .
“Bir kıvılcım düşer önce”., uyandırır düşlerden…
. ,
ve sonra., tuvaldeki atlarım tökezlemeye başlar hep birden
bütün dizeler., intihar yolculuklarına firar eder şiirlerimden...
oysa yolum dört nala., dağlardan sonra denizlere doğruydu




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...