Bir . . .
“Gitme aklım sende kalır., uyuyamam geceleri”
. ,
gözlerini gözlerime bırakıp., öyle bir kalkışın var ki masadan
bütün damarlarımı orakla biçip., gidiyorsun arkana bakmadan...
oysa gecenin en güzel demlerini., sevişir gibi yudumladığımız
Korku üçlemesi : iki . . .
“Yoldaşlar., ölürsem o günden önce yani”
. ,
hürriyet tepesine tırmanırken., dilimde bütün zafer marşları
birden sırtımın orta yerine girer., tank mermisi gibi bir sancı...
oysa bileğimdeki her zincir., birer karanfil açmıştı yüreğimde
Üç . . .
“Bir kıvılcım düşer önce”., uyandırır düşlerden…
. ,
ve sonra., tuvaldeki atlarım tökezlemeye başlar hep birden
bütün dizeler., intihar yolculuklarına firar eder şiirlerimden...
oysa yolum dört nala., dağlardan sonra denizlere doğruydu
Uzmanlara göre küresel ısınmanın en belirgin meteorolojik yansıması., yazların daha uzun ve kurak-kışların daha uzun ve soğuk geçecek olmasıymış…
Yani küresel ısınma nedeniyle yazlar-kışlar birbirlerine uzamaya devam ettiği takdirde önümüzdeki yıllarda;
Yarısının yaz-yarısının kış olacağı sonbahar ile yarısının kış-yarısının yaz olacağı ilkbahar giderek ortadan kalkacak…
Peki yaz ve kış arasındaki bu daha da uzama inatlaşması yani küresel ısınma devam ederse daha sonra ne olacak?
-erimeler-2
.
adam…,
çocukluk kuşunun yürek suyuyla beslerken içindeki o kor ateşi
hala aklının bir köşesindeydi., camda eriyip kaybolan kar tanesi
ne güneş çekildi o günden sonra gökyüzünden., ne de ay geceden
İçeriden bile buz tutmaya başlayan camların ardından seyrediyorum...
Buralarda mutlaka bacasından duman tüten bir ev olmalıydı diyorum...
Ve bu sessizlikte bir ses olmalı., altı buz tutmuş kar üstünde
kurt adımları...
Sonra dağların eteklerinde yol alan bir tren sesi gelmeliydi kulağıma...
Bütün geleceğimi taşıdığı ve söyleyemediklerimi sakladıklarıyla ...
Güzel bir gece geçmiş olsun., öyle yıldız saymaya filan yakalanmadan…
İklimin soğuğuna inat., sıcacık…
Bir köşemizde ince bir sızı dolaşıyorsa da ona hiç aldırmadan …
Erkenden çıkılsın sokağa., kolumuzda olmasa da yüreğimizdeki sevgiliyle….
--Ne dersin., şimdi gidelim mi iki sıralı kitapçı tezgahları ile dolu o sokağa…
--Gidelim…
dinleyin çocuklar., dinleyin beni…,
çatı oluklarında akan yağmur sularından başlıyorum yazmaya
ya da kar beyazına sarılmış o uzak dağların doruklarından…
belki bir orman ağacının en üst dalından başlıyorum okumaya
göz değmemiş masal sayfalarını., yarınlara bırakmadan…
Yitirme umudunu sevdiğim,
bir gün doğumunda mutlaka buluşuruz, gün kızıla dönerken ateş başında…
. . ,
Geleceğinden umut kesilen ama yarınlarda mutlaka gelecek olan günlerden
bir gün için, ben hala bekliyor olacağım her gün doğumunda, ateş başında…
İskeleden kalkan son vapurun gidişiydim
bir sonbahar akşamıydım...
kendi bulutlarımla yüreğimin karardığı
yağmur sancısının gözyaşlarıydım...
,




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...