Çocuğu., denize inen o daracık sokaktan, denize doğru koşarken görüyoruz...
İki tarafına yüksek ağaçların sıralandığı., ağaçların arkasına da kimsesiz., kararmış ahşap renginde konakların saklandığı o daracık sokaktan denize doğru koşarken...
Karşı tepelerin ardındaki lohusa yatağında., kucağına aldığı yeni doğmuş güne bir ana sıcaklığı ile bakan güneşe doğru., denize inen o daracık sokaktan koşarken görüyoruz çocuğu...
Çocuğu., o daracık sokakta koşarken attığı her adımda biraz daha büyüyerek ulaştığı deniz kenarında görüyoruz...
Dışı ak-içi kapkara kış günleri., coğrafyanın bu tarafındaki tüm duvarlarda buz kokulu bir tablo gibi asılı dururken., biz gene koşar adım gelerek geceyarısı kurulmaya başlayan güneşi karşılama sofralarındaki yerimize oturuyoruz …
DÜNYA DÖNÜYOR . . .
. ,
Bugün boll çığlıklı çocuk kahkahaları apartman arası bahçelerde., sokaklarda yaptıkları kartopu savaşlarından yorulup okul koridorlarına., sınıflara saklandı ama yarın gene çocuk bahçeleri de sokaklar da dolacak o coşkulu çığlıklarla …
. ,
Göçmen kuşların orkestra eşliğinde ve koro halinde söyledikleri şarkılar için., dalları tomurcuklanmamış yapraksız ağaçlarımızın sahneleri perdelerini henüz açmadılar ama., sıcak iklimlerin mavi göklerinden kanat sesleri yavaş-yavaş seslenmeye başladı kulaklarımıza…
DÜNYA DÖNÜYOR -BAHAR GELİYOR
.
Dışı ak-içi kapkara kış günleri., coğrafyanın bu tarafındaki tüm duvarlarda buz kokulu bir tablo gibi asılı dururken., biz gene koşar adım gelerek geceyarısı kurulmaya başlayan güneşi karşılama sofralarındaki yerimize oturuyoruz …
DÜNYA DÖNÜYOR . . .
. ,
Bugün boll çığlıklı çocuk kahkahaları apartman arası bahçelerde., sokaklarda yaptıkları kartopu savaşlarından yorulup okul koridorlarına., sınıflara saklandı ama yarın gene çocuk bahçeleri de sokaklar da dolacak o coşkulu çığlıklarla …
(Henüz yarın olmamıştı., bu yaşadığım dün geceydi...
Yağmur bulutları ıslatmadan gözlerimi ., odamın duvarına astım tüm güzelliğinle seni...)
. ,
küçük küçük karelere böldüm resmini önce
sonra her kareyi yüz misli büyüttüm özenle
bir nakkaş gibi işleyerek saçının her telini
DÜNYANIN KAPILARI ARASINDA
Kısa bir yolculuk şiiri
.
yaşama dair yazılan her şiirin ilk dizesinde böyle yazar …:
‘dünyanın kapılarını gülerek açıyoruz’
Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz. Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına birbirine yan gözle bakan ve onu küçümseyen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...
Neredeyse ; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızın sopasını hemen yanı başımızda yürümekte olan diğer şairin gözüne sokmak için fırsat arıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz. Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına birbirine yan gözle bakan ve onu küçümseyen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına düşen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz. Neredeyse; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızı yatarken bile yastık altımızdan eksik etmeyecek kadar şiirle yatıyor, şiirle kalkıyoruz...
Yeryüzünde..,
kişi başına birbirine yan gözle bakan ve onu küçümseyen şair sayısının en yüksek olduğu ülkede yaşıyoruz...
Neredeyse ; ellerimizde taşıdığımız ve üzerinde “hepimiz şairiz” yazılı pankartımızın sopasını hemen yanı başımızda yürümekte olan diğer şairin gözüne sokmak için fırsat arıyoruz...
X kişi..: Selam birader. Ormanları sever misin?
Y kişi: Sevmem birader.. Nesini seveyim. Bu kadar arazi boşuna işgal, ne işe yarar belli değil. Alacan eline baltayı, çakacan kibriti köklerine...Oghh..
X kişi: Haklısın birader, ben de sevmem. Denizleri sever misin?
Y kişi: Sevmem birader. Bu kadar millet cıbıl-cıbıl giriyor, kirletiyor denizi, Nesini seveyim. Dökecen çöpü, akıtacan lağımı, girsinler bakalım… Oghh..
siz bilmediğiniz bir şehrin sokaklarında kaybolun biraz...
biz umut yaratıp düşlerimizden gerisini rüzgara bırakacağız...
imbatla telli., lodostan duvaklı düğün-dernek yapacağız...
,
sonra karışacağız rengini tanımadığımız karanlık sokaklara
belki yağmur yağacak ya da başka bulutlardan ıslanacağız...




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...