Bu sabah uzaklardan bir çocuğun sesi geldi kulaklarımıza ...
Toz., duman., enkaz kokulu .., korku tonunda ., acı tadında …
---AMCAAA … Annemi., babamı ., abimi., ablamı gördün mü ... Görürsen söyle ., ben buradayım… Gelsinler çıkarsınlar beni buradan., korkuyorum … AMCAAAA !!! Dur gitme !!!
.
'yaşamı aynı kadehten., sevgi ile yudumlayanlara'
.
Biri kız diğeri erkek iki küçük çocuk koşarak geldiler ve çok geniş
ama simsiyah bir orman manzarasının karşısında durdular...
Sonra ceplerinden kâğıttan yapılmış birer yeşil yaprak çıkarttılar...
.
İşte yaz da bitti.
Oysa daha dün gibi değil miydi “bahar da bitti yaz geldi, bahar gibi olsun yaz günleri” dediğimiz günler. Oysa yaz sıcağı her konuda hepimizi bunaltacaktı, terletecekti , offf çektirecekti.
Bunu çok iyi biliyorduk. Güneşin tepemize dimdik düşmesi de yıldırım düşmeleri gibi yangın sebebinden sayılacaktı. Bunu da çok iyi biliyorduk. Denizin mavi serinliği bile ateşe su olamayacaktı. Çünkü o maviyi hepimiz, her yerden göremeyecektik...
işte 'o an' dediğimiz o an., gözlerim gözlerine değdiği zaman
bir iyot kokusu olup dolarsın ki içime hiç sorma.,
kaybolurum dalgalar arasında……/
. ,
ama önce., gece sofralarının perişan yalnızlığı olurum her gece
sonra içimde acılı trampetler çalmaya başlar ve yağmur yağar.,
Sabah çok erken kalkıp., kırlarda karınca yuvalarına giden bütün yolları ekmek kırıntıları ile döşeyeceğiz… Bu arada belki ellerimiz de birbirine değecek ve içimiz bir tuhaf olacak ama o an sadece gülümseyeceğiz… O kadar işte…
. ,
Biliyoruz., zaman çok hızlı akıp gidecek… Farkına varmayacağız havanın karardığının… Eğer arada fırsatını bulursak yuvadan bakışlarını uzatan yavru kuşların başlarını okşayıp onlara türkü söylemesini de öğreteceğiz… Ne güzel değil mi…
. ,
Sonra eve gelince bir çilingir sofrası kuracağız kendimize… Şöyle salata-peynir filan., hafif şeyler yani… Kuşlara öğrettiğimiz türküleri., bu defa biz-bize söyleyeceğiz sofra başında bir ağızdan… Arada dayayıp alnımızı birbirimize., kaybolacağız gözlerimizin içinde…
. ,
YENİ YILDA yaşam günlüğünüzün her sayfasının., bir sonraki sayfaya gülücüklerle açılış yaptırması dileğimle...
.
TAZELENEN UMUTLARLA 12’yi TAM 12’den VURAN BİR GECE YARISINDA
---yeni yıl yürüyüşü---
.
.
Anneler günü için
Bir pencerenin açılmasıyla, avuç içi kadar kan-revan bedenimizin acısız çığlıklarına karışarak, açılmamış gözlerimizin içine gerçek bir güneşin doğduğu ilk günden bu yana hep aynı ama farklı boyutlardaki bir odanın dört duvarı arasındayız…
Bizi o odanın içine getirip bırakan, bugün bizi ister ulaşamayacağımız kadar yükseklerden izliyor olsun, isterse de ellerini öpmek için ilk çalacağımız kapının arkasında gülümseyerek beklesin, ne değişir ki…
Hala süt kokuyor nefesimiz…
. ,
.
/günün bütün renkleri kaybolmuş., çiçekleri solmuş olsa da..,
sokağına “süslü saksı” adını koymak., hangi şehrin gelir aklına/
. ,
bir gece yarısı..,
karanlık sokaklara sıralı., kimsesizlik maskesine boyalı o binaların
Geldik bu falda da papatyanın son yaprağına …
Ama ben zaten biliyorum canımın içi
Senin de benim gibi çok sevdiğini .,
memleket türkülerini...
.
(bir doğum günü sabahında)
TREN., DAĞLARIN ARDINA DOĞRU YOL ALIRKEN
Kişiye özel yüzyılımın son çeyreğine bir adım kala
ve çoğul'lardan tekil'lere giderek kısalırken istasyonların arası..
Çocukken., pencereden gördüğüm dağların görülemeyen ardını




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...