YAŞAMAK GÜVERCİNLERLE., TURNALARLA . . .
.
Hani olur da “belki şehre bir film gelir., mevsim değişir” diye bir nefeste çıkıyoruz merdivenleri… Çürümüş ahşabın havamıza ağıt yakan melodik gıcırtıları eşliğinde …
Ama bir yandan da duygularımızda top mermisi gibi patlayan ve heyecanı yüreklerimizi titreten dizelerle …
Yaşam bu… Biliyoruz ki Truva atı da evrimleşti…
Sevdalarımızın uçsuz-bucaksız bahar bahçeleri
Gün gelir nasıl da gölgesiz çöllerde hayale döner
Ucu zehir dokulu zıpkın alınca Eros okunun yerini
Yıkılmaz denilen köşkler., dumanı tüten enkaza döner
----aşağıda sonsuz deniz-biz dağ başında feneriz...
. . . ,
/inanıyorum sen de seversin benim gibi
bir dinlesen çığlıklarını deniz kuşlarının/
Suyu çekilmiş nehirler boyunca yürüyorum
tuz çölüne dönmüş denizlere doğru...
yağmur takviminin kurumuş bütün yaprakları
bu uzak sesler., ucu yanık hasretlerin çığlığı…
.
onları.., fıskiyeli süs havuzu gibi bir yaşamın özlemiyle çiçeksiz bahçelerde., kuru toprak üstünde aydınlığa doğurdu anaları …
bilemediler özlem ve sevgilerinin., bir gün esaret sebebi olacağını yaşama., insana., memleket ve hürriyete…
. ,
işte bütün bu çocuklar onun için öğrendiler türkülerden önce
karanlık gecelerde topladıkları yıldızlardan., güneş yapmasını...
dökülenleri yerlerine asıp., sararan yaprakları bahara boyamasını
YENİ GÜNLERE DOĞRU
-bugün artık dündür., yarın yeni bir gündür-
.
İşte bak canımın içi., dinle bu sesi.,
Gözlerimize mavi doluyor., kulağımıza uzaklardan dalga sesleri
Dinlemeye doyulmaz bir türkü bu., en derin umuttan almış nefesi…
bir soğuk havada., kan-ter içinde uyandık…
hiçbir ayaz teslim alamayacaktı bizi., fevkalade kararlıydık...
gecenin son ateşini., en yangın yüreğimizi söküp onunla yaktık
ne kadar kanadı geniş., gagası keskin alıcı kuş olsa da tepemizde
ve ne kadar çocuk., yalnız ama cesursak yüreklerimizde.,
o kadar da kalabalıktık işte..
2018'e DOĞRU...
yeni yıl kutlama yazısı....
* * *
Arkamızdaki kapıları birer-birer kapatıyor., önümüzdeki aralık kapıdan hep beraber içeri giriyoruz…
İçeri girer-girmez de kendimizi tarifsiz güzellikte bir konser salonunun içinde buluyoruz…
Kimimiz., uzak dağların ardından., kimimiz yakın tepelerin eteklerinden doğan nehirler boyunca düşe-kalka yürüyüp ve hatta emekleyerek geldik… Şimdi deniz kokulu-ıslak kumların üstündeyiz…
Önümüz açık deniz…
Şimdi hep beraber bizi bir başka sahilde., bir başka "yeni yıl" gemisini bekleyeceğimiz yarınlara doğru., yelkeninde nefesimizle yolculuğa çıkaracak olan “yeni yıl” gemisini bekliyoruz…
Hayallerimizin özgür kuşları bu yolculukta yol arkadaşımız olsun…
YENİ YIL GEMİSİNİN BÜTÜN YOLCULARININ YARINLARI AYDINLIK.,
YETER Kİ ...
.
Takvim hesabıyla bayram bitti.., tatil hesabıyla da bu hiç bitmeyeceğini sandığımız uzun tatil günlerinden ne kadar saklarsak saklayalım sadece iki günde tüketeceğimiz kadar küçük lokmalar kaldı elimizde....
Üstünde “bayram ziyaretçisi” yazan parmak uçlarını pek seven ve onların her dokunuşlarında sevinç çığlıkları atan kapı zillerinin suratlarından düşen bin parça .., aynen kapının iç tarafında bekleyen kimsesiz misafir terliklerinin olduğu gibi... .
Yani başlık…: “elde var gizli bir hüzün”
Ama bir de iç sese kulak vermelerden.., dudak okumalardan görüp-anladığımız bir başka ortak başlık daha var…: 'gönlümüzden geçen bayramlar gibi yaşayabileceğimiz daha nicelerine erişmek dileği ile'...




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...