UMUT ÇARKI DÖNDÜKÇE . . .
.
Bakmayın yaşadığımız günlerin karanlık şafaklarına…
Benim ülkemde de elbet bir gün pas tutan zincirler kırılıp., beyinlerde., yüreklerde ve gökyüzünde özgürce uçacak bütün kuşlar…
Benim ülkemde de elbet bir gün katrana bulanmış., yerli malı etiketli ithalat beyinlere., siyaset ölülerine halkın verdiği hükümler okunacak yüzlerine karşı ...
Göç zamanları dışında kalmış göçmen kuşların koro halinde söyledikleri şarkılar., ağaçlarının yapraklarını döken bahçe manzaralı sahnelerimizin kapalı perdelerine kulaklarımızı dayadığımızda., sıcak iklimlerin mavi göklerinde kanat sesi olarak çok uzaklardan duyulmaya başlarken ….
. ,
Acısı bol - tadı az - üstü boşaltılmış sofralardaki parmak boyu ikramların dışında.., günümüzün masum., hüzünlü ve biraz da sonbahar parkları gibi kimsesiz güzelliğinin., aydınlık yarınlarda karşımıza çıkması umudu kaf dağının arkasında değilse de üstüne kırk kilit vurulmuş kapılar ardında saklanırken …
. ,
Biz takvime ve saate bakmadan penceremizin önüne geçip kendi sessiz maviliklerimizin dalgalarına kulaç atmaya., derin karanlıklarına olta sallamaya devam edeceğiz...Tuz yakıyor diye ağlaşmayan gözlerimiz ve illa ki bütün kapıları ardına kadar açık cesaret yüklü yüreklerimizle...
. ,
UMUT SAHİLİNDE DALGALAR
.
Ülke genelinde yaşadığımız/yaşatılan her olumsuzluk., üzüntü ve acıların., ‘şöyle uçtuk-böyle zıpladık’ masallarıyla üstünün örtülemediği bir yılı takvimlerden düşürdük… Yaratılan böylesi yoksulluğun bir daha yaşanmaması ve 2026 yılının doğumuyla birlikte kurulan hayallerin yakalanıp., umutların gerçekleşmesini dilediğimiz yolculuklar için palamarları çözülen gemiye ‘vira bismillah tam yol ileri' komutu verildi…
. ,
Şimdi iskelemiz., yaprakları süt kokan 2026 yılı takvimi içinde., yaşanacak güzellikler ve yarınlarda yola ‘biz’ eskilerle devam edecek ağzı süt kokan yeni yolcularını bekliyor…
Düşünüyorum da bu çocuk nasıl çıkmıştır dünyanın en tepesindeki
bu yalçın ve yüksek kayaların üstüne... Üstelik hiç yol olmadan ve
üstelik çırılçıplak... Oysa uyanmayı beklemeden., kalemi tutuşundan
tanımalı ve benmişim demeliydim… Oradan lacivert karanlığındaki
yıldız-yıldız gözlerle gökyüzüne bakan çocuk meğer benmişim...
UYKU SAATİNE RAĞMEN . . .
.
Bir yerde olay yerinden naklen yayını gerektirecek önemde bir olay olmuştur… TV kanalı da anında naklen yayın ekibini ve muhabirini olay yerine gönderir…
. ,
Haber sunucusu ya da kurucusu ., stüdyodan olay yerindeki muhabirle canlı bağlantı kurar ve gördüklerini., orada yaşananları anlatmasını ister…
Yüzü ekrana yansıyan muhabir., stüdyodan bu talimatın kendisine ulaşmasını beklerken birkaç saniye suskun kalır ve talimatı alınca da gördüklerini ve orada yaşananları DEFALARCA VE DEFALARCA (kimi sözcüklerin yerlerini değiştirerek) ANLATIR…
Rüyanın aşık adamı…
hasrete firari kolları., albatros kanatları gibi açılmış iki yana
heyecan renginde ürkek bakışları., gecenin derin boşluğunda
aşkın ateşiyle yangın yeri yüreği., alev-alev yollar çağrısını
zamanlar boyu yol gözleyen., ayın dolunay haline…
. ,
Geldik bu falda da papatyanın son yaprağına …
Ama ben zaten biliyorum canımın içi
Senin de benim gibi çok sevdiğini .,
memleket türkülerini...
.
(bir doğum günü sabahında)
TREN., DAĞLARIN ARDINA DOĞRU YOL ALIRKEN
Kişiye özel yüzyılımın son çeyreğine bir adım kala
ve çoğul'lardan tekil'lere giderek kısalırken istasyonların arası..
Çocukken., pencereden gördüğüm dağların görülemeyen ardını
TUTUKLU SEVDALARDAN ...
.
Bu mektubu bütün tutuklular adına ., rüzgarın sevda ve telli duvaklı hasret yönünden estiği her mevsimde ., bir güvercinin kanadına saklayarak ya da rengarenk bir uçurtmanın kuyruğunda gönderiyorum...
Üzerine 'görülmüştür' damgası düşmesin diye....
. . .
açılır kapılar ..... ,
su damlacıkları coşkun sel olup dışarı taşar
her bir damlanın ışığı ., kendi içinde saklıdır
fonda yükselen ses ise., bir çocuk şarkısıdır…
böyle yazar umudun el kitabının ilk sayfasında …
. ,




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...