Giderken beni öyle güzel dağıtmıştın ki,
Yokluğunda toplamaya kıyamadım.
Kalbime hançeri öyle tatlı saplamıştın ki,
Elim varıp ta çıkarmaya kıyamadım...
Ne cefalar çektim senin uğruna,
Kaç kişinin ahını aldım,
Düşerken yoluna,
Üzerine bastığım toprak dahi,
Aldı da beni koynuna,
Başımın üzerinde taşıdığım sen,
Sen hangi ara böyle oldun.
Ne ara bu ihaneti kafaya koydun.
Tek ayak üstünde kırk yalan uydurdun,
Beni elinde oyuncak edip durdun...
Oysa bir zamanlar nasıl da masumdun.
Neydi böylesine kendini kaybetmene sebep.
Nerde kaldı haya, nerde kaldı edep.
Biz böyle mi anımsayacaktık birbirimizi.
Böyle mi anacaktık mazimizi.
Hani dost kalacaktık.
Hani yalnız güzel günleri hatırlayacaktık.
Aşk, aşk diye feryat eder,
Cümle âlemi gezersin,
Aşk sendedir gönlüm,
Söyle neyi nerede ararsın.
Bir ten midir seni senden alan, seni derde salan.
Ten dediğin topraktır, her gün ayağınla çiğnersin.
Ben seni yüreğime beklerken,
Sen yine aklıma geldin,
Avuçlarına bırakıp ta,
Kalbimi al derken,
Sen gittin aklımı aldın,
Tüm varlığımı sana vermeyi dilerken,
Bazen ufka doğru dalar gözlerim,
Kimsenin görmediği derinlere bakarım.
İşlediğim en büyük suçun itirafıdır sözlerim,
Ben beni kıranı, kırdığı yerde saklarım.
Unutamadığım adın değildi.
Yaptıkların ya da yaşattıkların değildi...
Hepsini unuttum,
Hepsini yuttum,
Hepsine sustum.
Ama hissettiklerim var ya.
Unutamadığım sen değildin ki;
Saçlarının mis gibi kokusunu,
Ellerinin yumuşacık dokusunu unutamadım.
Gözlerinin rengini,
Sözlerinin şiddetini,
Önce anlık öfkeni,
Senin için ölürüm diyordum,
Ama yanıldım,
Sen beni yüreğinde yaşatıp,
Hiç unutamayacaksın,
Ben kimse için ölmem diyordun,




-
Alpay Ekmekci
Tüm Yorumlarduygularımızı tercüme etmişsiniz şairim