Beş parmak dağlarında esintisine kapıldığım rüzgarı da bilirim.
24 saatte 6 saatlik uykulara talibim ki sen gülümse diye ,
Düşündün mü İstanbul kadar uzak Adanın sıcaklığı kadar yakınım kalbin kadar sana .
Hissettiğin Köprü manzarasında gülümsemen miydi kalbine sıcaklığı ,
Beni bizi izledim senin gözünden kalbinin koridorlarından geçtim ki neden kirpiklerinde takıldım.
Senin gözünden gülümsemek için ..
Adım yok artık,
senin çağırmadığın bir isim neye yarar…
İzim yok,
senin dönüp bakmadığın yerlerde
iz bırakmanın anlamı kalmaz.
Yolum yok,
İçimde eski bayramlara telaşlı bir çocuk,
Neyin telaşı be çocuk,
Sende kalan anılar, sende kalan mutluluklar vardı.
Şimdi dün, geçen gün, geçmişte umutla yad ediyoruz,
Birer yıldız gibi kayıp giden zamanlarda.
Uzun çekim kahve haliydi hayatımızdaki sessizlikte senden öğrendim, Bir kahveye bile anlam yükleten adamım .
Hayatın dik yokuşunda bekleyen de sessizliğinde gülümserse diye dünyalara bedel umutlarım var !
Yutkundum düşündüm gözlerimde dünün kaygısı ,
Özlemin burnumda kokun var,
Hangi yöne dönsem yıldızım nerede !
Cemre derler;
önce havaya düşer,
sonra suya,
en son toprağa…
Kimse söylemez,
bazı cemreler yıllar sonra
En güzel yanım sûretim de yansıyan güneşti,
Sen doğdukça içimdeki gece göç ederdi.
Ufkuma yerleşen sabahın ilk ışığıydın,
Karanlığın alnına sürülen altın bir mühür gibi.
İçimde bir ışık var,
Adını bilmediğim
Ama yönümü bulan.
Sen,
Kalbimin kıblesi.
Güzeldin…
Bakışlarında takılı kaldığım anlar vardı,
Kirpiklerinin haremsi gölgesinde
Bir umut saklıydı.
Umut…
Gelirsen, dedim işte
“Yazdırma ,” diyorum.
Kalem titriyor
parmaklarımda,
kalbim doğruluyor;
Aşk, sana da aşk olsun…
Aşka düşüyorum, sen diye.
Senin düştüğün yerlerde
bir bahar gibi filizlenebilir miyim,
kırık bir dalın ucunda umut olur gibi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!