sessiz bir özür ....
Gece çökmüş masaya yine,
Şehir susmuş, ben senin tenine yazılmışım.
Rakı değil bu yanan,
Dokunamadığım yerlerin özlemi içimde kıvrılıyor.
Göğün serinliği yüzüme vuruyor,
Saçlarımdan geçen rüzgarın,
Kokunu getirdi özlem yüklü bulutların,
Gözlerindeki hayat dolu siriusa sorsan bir ömür inşa edilen kirpiklerinde hayat var.
Sirius bir tek sende parlar ve sende parlayınca yeryüzüne huzuru yansır.
Geceleri severim göğün en parlak yıldızımla aydınlanır.
İstenmeyen bir kalpte
kaç ritim olurdum ki ben?
Neden insan
en çok severken yanar?
Neden dışarısı fırtınayken
Ufkuma güneş doğdu yine derim ,
Ufkumda bulutun özlemini unutma bil istedim,
Bulut bazen gökyüzünde dolaşmaz !
Bazen dağın zirvesine iner,kaleyi sarar ,birkaç saniyeliğine zamanı unutturur !
Zamanı unuttuğumda gülümseyen ufkumdaki güneştin battın gökyüzüyle indin kaleye !
St Hilarion da tam o anı yaşadım !
Aile dedikleri
aynı göğe açılan pencerelerdi,
ama biz
farklı mevsimlerde üşüdük.
Babam gidince
Ermeni köyünde bir teyzem gözlerinde sevda var dedi,
Sen sevdasında gözlerindeki hüznün nedendir dedi,
Musa ağacında bir dilek tut dedi ,
Abı hayat suyundan can bulsun meleğin gülümsedi,
Teyzenin duasında yeraldın Sen Pierre'den geç gül kız dedi,
Kaç mumdan sonra hayat olur teyze!
Tilya’nın kalbiydi gülümseyen,
Karlısu köyündeki anım,
Söylesene nergisle gelen ferahlığıydı özlemim,
Nergis narindir toplayıp vazoya koymadan dalında çiçek açmasıydı güzelliği,
Sıcağı sevmez nergis soğuğunda sıcaklığını bulur tıpkı Tilya’nın sabrı gibi sinemdeki özlemim der.
Tilya’nın kalbinde açan senin varlığınla Karlısu köyündeki nergis bahçesiydi.
St Hilarion'dan sonra en tatlı anı,
Masallara ilham veren bulutlardı yağmurdu gökyüzüydü,
Peki bana geçmiş bir anı gibi gelmesen ,
Hep gelsen rüzgarına kapıldığım gamzemdeki ,
Sen halinle yansısan sendeki huzuru sendeki en tatlı gülüşüm hoşça gül sevgilim ...
Bir sonraki akşam başka bir masa.
Tingiriste.
Bu kez seni değil,
kendimi çağırdım karşıma.
Güzel insanlar gördüm,
Etrafı kalabalıktı,
Altı milyar insan içinde yalnız geçip giden,
Bir ömür nasıl tüketiliyor diye sahnelenen,
Tek bir tiyatroya davetliler gibiydiler,
İzliyorum altı milyarın içinde geçip giden ömrün savruluşunu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!