Sana dair, söyledim,
Yazdırma, şiir dedim.
Susturduğun yerde,
Sessizliğim bir yıldız gibi gökyüzünde seni arar.
Kalbin kırılmasın,
Anlaşılmak mıydı mesele,
yoksa bir kalpte yer bulduğunu hissetmek mi?
Anlaşılmadığın şehirlerden geçtin,
kendinden geçtin.
Yörüngendeki mevsimler bile şaştı,
Sek içilen rakının demlenmesi miydi,
Yoksa bir kalbin sarhoşluğunda sesine hasret kalması,
Şerefe kalbim kor olsun yanmakta var ,
Aşkından sarhoş olduğum zamanlarda hülyalara daldığımı da bil,
Farkında mısın ki ?
Yokluğundaki varlığından habersizliğinde ruh oldum
24 saatte 12 saatlik uykusuzlukla,
Beynimin uyuşmuyor olması,
Ufkuma hüznün bulutları yansıyor,
Gözlerim senin olmadığın her yerde bulutlu buğulu,
Ben kendimden eksilerek nefes alamazken,
Uykuda rüya hali gözlerimde yol,
Günüm, ömrüm, ruhum…
İçimde sana açılan en yumuşak yerdesin, sevgilim.
Göğün o sonsuz maviliğinde esen ılık meltem gibi dokunuyorsun bana;
Üşütmüyor artık hiçbir rüzgâr,
Çünkü gamzeme bıraktığın o küçücük buse hâlâ içimi ısıtıyor.
Bahar geldi, sen geldin;
Mevsimler özlemini gülüşüne bıraktı.
İçimdeki bütün tutulumlar
Seninle çözüldü, bahara erdi.
Sen ki ciğerlerime nefes,
Ömrüme dokunan en ince bahar…
Kafamda rüzgardan esintili bir gölge,
Neresi oban, neresi yuva.
İnsan her yaşta yalnız mı hisseder?
Yaş almış olsa da, ruhu düzene girer mi?
Bir kuşun kanadındaki fırtına gibi,
Hüzün de var, huzur da; hepsi içinde bir iz bırakır.
Yıllar geçti.
Şehir başka, masalar başka.
Ama bir köşe hâlâ aynı —
Aklımın ağır bir kokusu gibi.
Gördük birbirimizi.
Mevsimsiz bir Ramazan’dı.
Sahur vaktiydi…
Bir surenin huzuru indi gönlüme.
Gönlüm, sevdasına kapıldığı sılasına
kavuşur mu diye sordum geceye.
Ellerimde göğün soğukluğu vardı;
Seni sevdiğimi kimse duymayacak…
Çünkü ben seni en çok özlerken sustum.
Adını her içimden geçirdiğimde,
kalbimde büyüyen bir hasret sessizce yer etti.
Sen, uzaklaştıkça daha çok sevdiğim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!