Yüce Rabbim seni alnıma yazmış,
Garip gönlüm adın, kalbime kazmış,
Senin için ne söylesem de azmış,
Ömrümüz, birlikte huzurla dolsun.
Önce Rabbim sonra severim seni,
Manevi değerler konulmuş rafa,
Kendini maddeye vurmuştur insan.
Manasız dünyada olur mu safa?
Maddenin esiri olmuştur insan.
Oturup kalktıkça para konuşur,
İnsanlığın değerinin olduğu,
Kişinin toplumda huzur bulduğu,
Karşılıksız yardım için geldiği,
Şimdi nerde kaldı, eskidendi o!
Herkesin herkese saygı duyduğu,
Yüreğini yakmış, evlat acısı,
Gün geçtikçe bitmez artar sancısı,
Ne hanı var şimdi, ne de hancısı
Evlat hasretine yürek dayanmaz.
Kendini vurunca, dağlara taşa,
Ben çalışıp başarı yollarını aşarken,
Mazeretler üretip, sen ancak konuşursun!
Zihnimden geçenleri bu hayatta yaşarken,
Boşuna çene çalar, gıybet eder durursun!
Seni neden bağlıyor, başkasının halleri,
İnsanoğlu ne yaparsa kendine,
Güzel olur, yenilmezse fendine,
Su bulamaz çoğu zaman bendine,
Yine de bakarsın farkına varmaz.
Bu dünya bir etme bulma dünyası,
Kusurları örtme de gece gibi ol,
Dostunun gönlüne sevgi olup dol,
İşte hak yoludur, huzur veren yol,
Güzellik yakışır arif insana!
Dostun bahçesinden gülleri derip,
Gecenin ayazı iyice çökünce,
Rüzgâr ıslığını çaldı bağrıma!
Söyledi türküsün inceden ince,
Kulak asmadı ki benim çağrıma!
Biraz ara verdi, bitti sanmıştım,
Şöyle baktığımda gördüm, garipti taşı,
Silinmiş üzerinden, okunmuyor ki yaşı,
Yanına konulmamış, ana-baba, gardaşı,
Anladım ki burası; garipler mezarlığı!
Bu dünyada ki gibi, mezarı da yalnızdı,
Nefretin kime ne faydası var ki,
Savur küllerini sevmeyi dene!
Sevdanın bülbülü şakıyıp der ki,
Tutta ellerini sevmeyi dene!
Bir tarafı yoldur her yüksek dağın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!