Manevi değerler konulmuş rafa,
Kendini maddeye vurmuştur insan.
Manasız dünyada olur mu safa?
Maddenin esiri olmuştur insan.
Oturup kalktıkça para konuşur,
Eski defterleri açınca insan,
Sanki geçmiş yöne işliyor zaman,
Felek dedirtmiyor bir defa aman,
Hayat su misali akıp gidiyor!
İnsanlığın değerinin olduğu,
Kişinin toplumda huzur bulduğu,
Karşılıksız yardım için geldiği,
Şimdi nerde kaldı, eskidendi o!
Herkesin herkese saygı duyduğu,
Yüreğini yakmış, evlat acısı,
Gün geçtikçe bitmez artar sancısı,
Ne hanı var şimdi, ne de hancısı
Evlat hasretine yürek dayanmaz.
Kendini vurunca, dağlara taşa,
Nedir insanoğlu bilmem telaşın,
Var mıdır dünyaya hiç baki kalan?
Önünde var iken ekmeğin aşın,
Boşuna çırpınıp ararsın alan!
Ben çalışıp başarı yollarını aşarken,
Mazeretler üretip, sen ancak konuşursun!
Zihnimden geçenleri bu hayatta yaşarken,
Boşuna çene çalar, gıybet eder durursun!
Seni neden bağlıyor, başkasının halleri,
İnsanoğlu ne yaparsa kendine,
Güzel olur, yenilmezse fendine,
Su bulamaz çoğu zaman bendine,
Yine de bakarsın farkına varmaz.
Bu dünya bir etme bulma dünyası,
Bu günlerde çok suskunsun diyerek,
Kaleme seslendim, kalem yazmadı!
Ömrünce görmedi, silgiye gerek,
Çünkü yazdığını asla bozmadı!
Hep çaba sarf etti, doğruluk için,
Güzel dostun adı; Bahadır Dursun,
Eşine pervane O; Döne Dursun,
İçten sıcaklığı yüzüne vursun,
Böyle güzel insan, gör Kırşehir’de!
Ramazan Abimiz incitmez bir can,
Atmak istesen de inmez sırtından,
Alıştığı yerde duruyor kambur.
Öyle zor ki öyle kurtulmak ondan,
Sıkıntısın sana veriyor kambur.
O tilkidir sen de kürkçü dükkânı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!