Bakarım adama bir de lafına,
Laf-ı güzaf ise güler geçerim!
Kanmam süslü söze hem de gafına,
Tek kalemde inan siler geçerim!
Bahar seli gibi geçti bu ömrüm,
Çileyle yoğrulup, duruldum artık!
Her yüze güleni dost sandı gönlüm,
Gerçek dostu seçip sarıldım artık!
En yakın dostların açar yarayı,
Yıkılır o zaman gönül sarayı,
Başkası alamaz gelen sırayı,*
Dünyanın düzeni inan ki böyle!
Devir değiştikçe değişir şekil,
Elindeki toprak oluverir kil,
Tomurcuk kalıyor açmıyor ki gül,
Derdini kimseye diyemez garip,
Şöyle baktığımda gördüm, garipti taşı,
Silinmiş üzerinden, okunmuyor ki yaşı,
Yanına konulmamış, ana-baba, gardaşı,
Anladım ki burası; garipler mezarlığı!
Bu dünyada ki gibi, mezarı da yalnızdı,
Nefretin kime ne faydası var ki,
Savur küllerini sevmeyi dene!
Sevdanın bülbülü şakıyıp der ki,
Tutta ellerini sevmeyi dene!
Bir tarafı yoldur her yüksek dağın,
*Mesleğini layıkıyla yerine getiren gazeteci arkadaşlara "armağan"olsun.
Gece gündüz koşar haber peşinde,
Birçok sıkıntı var inan işinde,
Bazen eksik olmaz bela başında,
Efkâr sardı yine garip gönlümü,
Gözyaşım çağladı, durduramadım.
Bilemedim yaşar mıyım, ölü mü?
Gözümde kaldı bak bütün muradım.
Bir söz söylemeye dilim varmadı,
İnsanoğlu her gün daha zararda,
Üzerinde var bir gaflet uykusu!
Zanneder kendini dünyada kârda,
Görenler anlıyor tutulmuş usu!
Konuşur kimseye bırakmıyor söz,
Sahilin bir başka, dağların başka,
Adım adım geziyorum, doyamam!
Güzelliğin bizi çekiyor aşka,
Sana çirkin diyen yok ki, duyamam!
Mavi ve yeşilin kucak-kucağa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!