Herkes her konuyu iyi biliyor,
Ağlanacak halimize gülüyor,
Bu cehalet bağrımızı deliyor,
Kafalar karışık bilgi dumanlı!
Bakınca çevrede olup bitene,
Özlemle, hasretle dünü aradım!
Buğz ederim garibanı itene,
Mutlulukla dolu günü aradım!
Günden güne bozuluyor bak düzen,
Ne kadar ağır bu dünyanın kahrı,
Çekeyim desende çekilmiyor ki!
İnsan kendisine sunar mı zehri?
İçeyim desende içilmiyor ki!
Devir değiştikçe değişir şekil,
Elindeki toprak oluverir kil,
Tomurcuk kalıyor açmıyor ki gül,
Derdini kimseye diyemez garip,
Şöyle baktığımda gördüm, garipti taşı,
Silinmiş üzerinden, okunmuyor ki yaşı,
Yanına konulmamış, ana-baba, gardaşı,
Anladım ki burası; garipler mezarlığı!
Bu dünyada ki gibi, mezarı da yalnızdı,
Nefretin kime ne faydası var ki,
Savur küllerini sevmeyi dene!
Sevdanın bülbülü şakıyıp der ki,
Tutta ellerini sevmeyi dene!
Bir tarafı yoldur her yüksek dağın,
*Mesleğini layıkıyla yerine getiren gazeteci arkadaşlara "armağan"olsun.
Gece gündüz koşar haber peşinde,
Birçok sıkıntı var inan işinde,
Bazen eksik olmaz bela başında,
Efkâr sardı yine garip gönlümü,
Gözyaşım çağladı, durduramadım.
Bilemedim yaşar mıyım, ölü mü?
Gözümde kaldı bak bütün muradım.
Bir söz söylemeye dilim varmadı,
İnsanoğlu her gün daha zararda,
Üzerinde var bir gaflet uykusu!
Zanneder kendini dünyada kârda,
Görenler anlıyor tutulmuş usu!
Konuşur kimseye bırakmıyor söz,
Yüce Rabbim seni alnıma yazmış,
Garip gönlüm adın, kalbime kazmış,
Senin için ne söylesem de azmış,
Ömrümüz, birlikte huzurla dolsun.
Önce Rabbim sonra severim seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!