Damdan düşmemişse eğer bir insan,
Düşenin halini katiyen bilmez!
Yaşanan acılar yakar bir çok can,
Akar gözyaşların kimseler silmez!
Yatak diken oldu, yastığım bir taş,
Zehir oldu zehir, yediğim her aş,
Ne eş kaldı, ne dost ne de arkadaş,
Bir başıma kaldım, yapayalnızım!
Dost bildiklerim hep yüz çevirince,
Herkesten uzaklaşıp, çekildim bir kenara,
Kimse görmesin diye, gözyaşımı sakladım.
Çok uğraştım yine de döndüm susuz pınara,
İstemeden gönlüme bütün derdi yükledim.
Diyemedim kimseye inan ben de halimi,
Sevdiğine bir ihanet edenden,
Mümkün değil hiç kimseye yâr olmaz!
Dostu yüz üstüne koyup gidenden,
Bekleme sakın ha, onda ar olmaz!
Yakınına kazıyorsa bir kuyu,
Yaşadıkça anlıyon neyin ne olduğunu,
Gözlerinin hüzünlü yaşlarla dolduğunu,
Bahçede ki en güzel gülünün solduğunu,
Ancak yaşadığında şahit olup görürsün.
Kimler geçer hayattan, nice insanlar yaşar,
Uzayıp gidiyor gurbet yolları,
Açmışta bekliyor yârim kolları,
Giyemedim yeşilleri-alları,
Sanki elimizde asadır yollar,
Doğrusun bilene kısadır yollar.
Yüce Rabbim sana sığınıyorum,
Başka sığınacak bir kapım mı var?
Tüm kalbimle sana yalvarıyorum,
Bu dünya başıma olmasın hiç dar!
Büyüğü laf eder, küçük laf eder,
Evirir çevirir aynıdır sözü,
Yalanı söylerken kızarmaz yüzü,
Dürüst gibi durur sahtekar özü,
Güvenme, kandırır yalan çuvalı!
Zanneder akıllı sadece kendi,
Talihim yüzüme gülse aniden,
İnan ki bir anda değişir dünyam!
Hayata başlarım bil ki yeniden,
Ehli olmayana verince yetki,
Bir nalına vurur, bir de mıhına!
Önüne getirir öyle bir set ki,
Kendini benzetir, Acem Şahına!
Ölümsüz zanneder alınca tahtı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!