Damdan düşmeyen bir insan halini,
Nedense hiç damdan düşmeyen bilmez.
Çare için Hakk’a aç sen elini,
Hiçbir dua o makamda reddolmaz.
Âdemoğlu ancak yaşarsa bilir,
Derman diye vardın gör kapı duvar,
Kıran girdi sanki kalmadı davar,
Dost diye gittiğin başından savar,
Hani ademoğlu insanlık nerde?
Damdan düşmemişse eğer bir insan,
Düşenin halini katiyen bilmez!
Yaşanan acılar yakar bir çok can,
Akar gözyaşların kimseler silmez!
Talihim yüzüme gülse aniden,
İnan ki bir anda değişir dünyam!
Hayata başlarım bil ki yeniden,
Ehli olmayana verince yetki,
Bir nalına vurur, bir de mıhına!
Önüne getirir öyle bir set ki,
Kendini benzetir, Acem Şahına!
Ölümsüz zanneder alınca tahtı,
İnsan bazen bilemiyor değeri,
Düşünüyor acep bura mı yeri?
Böyle olur bil ki öteden beri,
Vaktinde bilmeli tren kaçmasın!
Haddini bilmeli bir insan önce,
Taş, yerinde ağır duruyor bence,
İster yaşlıya de istersen gence,
Sakalı yerine koymasını bil!
Çok mana taşıyor inan güler yüz,
Gönül dünyasına çökünce hüzün,
Baktım ki ıslanmış, gözleri yaşlı.
Sordum ne oldu da eğildi yüzün,
Dedi ki düz yolum oluyor taşlı.
Attığım hiçbir ok hedefi vurmaz,
Yapacak işlerin vardır bir yaşı,
Zamansız belaya sokarmış başı,
Haramsız hazırla yediğin aşı,
Elini ovmanın zamanı varmış!
Vaktinde açmayan gülü neyleyim,
Bilmem ki ben nasıl gönül eyleyim,
Çok düşünüp, az konuşup söyleyim,
Şaşkın olan bir kuş uçar zamansız.
Nedense bir türlü gelmez beklenen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!