İlk kez işim düştü, ipe un serdi,
Ortamı yay gibi gerdikçe gerdi,
Havanda su dövüp, nasihat verdi,
Kendimi dışarı nasılda attım.
Ne çok çile çektim, neleri gördüm,
Duyarsız olarak düşünme sakın,
Çektiğim çileyi herkes biliyor!
Mümkünse çevreme davrandım yakın,
İş bitince yapmasaydın oluyor!
Aklınca anlıyor bütün işlerden,
Tedbirini alıyor bak işgüzar.
Hırsını alıyor sonra taşlardan,
Her konuyu biliyor bak işgüzar.
Olmadık duruma burnunu sokar,
Duygular birikip birden coşunca,
Sevgi şaha kalkıp yare koşunca,
Kelimeler yüreğinden taşınca,
Dile gelir yazar gönül kalemi!
Bekledim yıllarca, gözüm yollarda,
Gelmeyince gönül kapım kapattım.
Hiç yeşil kalmadı artık dallarda,
Dertlerin hepsini içime attım.
Kurtulayım diye çaba ettikçe,
Bir çift laf edelim dostumla dedim,
Baktım ki gönlünün yarası derin!
Korkma, Allah büyük diye söyledim,
Gönlünü ferah tut, gönlünü serin!
Bu dünya yalancı, bu dünya fani,
Dosta giden, kolay kolay yorulmaz,
Gerçek dostlar, kırılır da darılmaz,
Dil yarası derin olur sarılmaz,
Kırma gönülleri, dikkat diline!
Haramı, helalden ayırmak gerek,
Şehadet şerbetin içince insan,
Bir değil beş değil, oluyor bin can,
Artık onun için duruyor zaman,
Vatanı uğruna oluyor şehit,
Yutkundu da diyemedi sözünü,
Öyle garip garip yüzüme baktı.
Hüzünden yaş kaplamıştı gözünü,
Bahar seli gibi çağlayıp aktı.
Söyle dedim çekinmeden derdini,
Dar günümde darıma yetişmeyen,
Ne dost olur bana, ne de arkadaş.
Benimle bir olup dert bölüşmeyen,
Kafaya atılan ölümcül bir taş.
Seni deyip gelip elinden tutan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!