Hayat çabuk yordun beni,
Nasıl seveyim ki seni?
Aldın hep candan seveni,
Bu sebepten yüzüm gülmez.
Dünya sende bir yalansın,
Mum satayım diye çıkınca evden,
Ay, akşamdan doğmuş, garip ne yapsın.
Bahtı gülmeyince ne gelir elden,
Yoluna taş yağmış, nereye sapsın.
Gönül almak için çırpınır durur,
Gönül bahçemdeki güller solunca,
Suyu çok versen de; boş, neye yarar?
Kul hayatta çok çaresiz kalınca,
Ancak yarasını Yaradan sarar.
İnsanoğlu şaşkın, kalıyor naçar,
Güvendim herkesin tatlı sözüne,
Tamamı yalancı çıktı neyleyim!
Mülayim göründü onlar gözüne,
Bu gönlümü kökten yıktı neyleyim!
Yerine gelmiyor verilen sözler,
Öyle bir hal geldi dostlar başıma,
Ekmeği, yemeği, çayı unuttum!
Felek zehir kattı tatlı aşına,
Günleri, haftayı, ayı unuttum!
Yüce Rabbim sen nelere kadirsin,
Ol deyince olmayacak iş mi var?
Darda olan kullarına hızırsın,
Kainatta bir benzerin eş mi var?
Kime ne diyeyim kalmadı sözüm,
Dostu-arkadaşı arıyor gözüm,
Eğer dertlerine bulursa çözüm,
Belki o zaman da bakarmış bize!
Herkes düşmüş bu âlemin derdine,
Niyet çok önemli insanoğlunda,
Vesvese düşünüp kalbini bozma!
Devam et dosdoğru Hakkın yolunda,
Yaradan verince sakın ha azma!
Her kim ne ekerse onu biçiyor,
İnsanlardan umudumu keseli,
Günler, aylar geçti nice yıl oldu!
Maddi rüzgâr aramıza eseli,
Çoğu insan o paraya kul oldu!
Kalmadı değeri, dostluğun, asın,
Küçükken yaşadığım o saf çocukluğumu,
Anne-babamın bana kızmasını özledim.
Annemin sırtındayken sağa-sola çektiğim,
Mis gibi kokan beyaz yazmasını özledim.
Bir küser, bir barışır, oynardık oyunları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!