Soframın tadı yok, sen yoksun diye,
Bu ev bana zindan, sen yoksun diye.
Günlerin tadı yok, sen yoksun diye,
Güneş yok, ay yok, sen yoksun diye.
Zamansız gül açmaz, tomurcuk vermez,
Dosttan gel olmazsa, hiç kimse varmaz,
İnsan olan hak etmediğin almaz,
Bülbül ötmez, gelmeyince zamanı!
Zamanından önce koparma gülü,
Gönlümü okşayan bahar yeliydin,
Gitme dedim, gittin yaban ellere!
Sevda bülbülünün tatlı diliydin,
Şimdi döndüm hazandaki dallara!
Sensiz görmez oldu, inan gözlerim,
Hayata bakışı, halis niyeti,
Çok ağır ödedi, bunun diyeti,
Dinlemezdi, komisyonu, heyeti,
Şimdi hiçbir işe bakamaz oldu.
Sokakta görünce verirdi selam,
Aklınca kendini adam sanıyor,
Kimseyi beğenmez, sonradan görme.
Bilmez ki her zaman O aldanıyor,
Hatasını görmez, sonradan görme.
Görmez gözündeki saban okunu,
Sen gittin ya gülemedim ardından,
Sanki bir pınara döndü gözlerim.
Kulaklarım duymaz oldu derdinden,
Gün geçtikçe seni ne çok özlerim.
Bilemedim, ne sağımı-solumu,
İnsan yapmak istemezse bir işi,
İnan ki buluyor, bin bir bahane!
Eğer gönüllüyse o işe kişi,
O zaman kendince olur şahane!
Gönülsüz yenilen en lezzetli aş,
Ufuktan aşarken akşam güneşi,
Yine başlıyordu, hüzünlü gece!
Yıldızlar yalnızdı, yoktur ki eşi,
Sevdiğimin adı, dilimde hece!
Kayboldu ışıklar bitti ufukta,
Baharda başlıyor göçün telaşı,
Çeker devesini, yeder Yörükler.
İnan ki helaldir, lokması, aşı,
Dağlarda sürüsün güder Yörükler.
Nafakasın sağlamaktır çabası,
Yüce Allah Hocamı, aldı bu gün yanına,
Oysa muradı çoktu, daha çok gençti yaşı!
Azrail geldi fakat nasıl kıydı canına,
Secdenin dışında hiç eğilmedi ki başı!
Sever yaratılanı, her dem gönül alırdı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!