Dostun arkasından gıybetin etmek,
Ne bana yakışır, ne gerçek dosta.
Yüzüne gülüpte, ardından atmak,
İnsana atılan içi boş posta!
Dost bağına giren, arsız bir bülbül,
Neyine güvensem bilmem ki senin,
Eninde sonunda yalansın dünya.
Derdime dert kattın, her zaman benim,
Sevdiklerimi hep alansın dünya.
Dost bulurum diye düştüm yollara,
İnsan kısa ömründe, neler görüyor neler,
Dert üstüne geldikçe, deler bağrını deler,
Gündüz hayal dünyanı, gece uykunu böler,
Derdi, kederi, gamı; yaşamayan ne bilir?
Yüzü gülmez insanın, olursa bahtı kara,
Aklınca kendini adam sanıyor,
Kimseyi beğenmez, sonradan görme.
Bilmez ki her zaman O aldanıyor,
Hatasını görmez, sonradan görme.
Görmez gözündeki saban okunu,
Ufuktan aşarken akşam güneşi,
Yine başlıyordu, hüzünlü gece!
Yıldızlar yalnızdı, yoktur ki eşi,
Sevdiğimin adı, dilimde hece!
Kayboldu ışıklar bitti ufukta,
Sen gittin ya gülemedim ardından,
Sanki bir pınara döndü gözlerim.
Kulaklarım duymaz oldu derdinden,
Gün geçtikçe seni ne çok özlerim.
Bilemedim, ne sağımı-solumu,
İnsan yapmak istemezse bir işi,
İnan ki buluyor, bin bir bahane!
Eğer gönüllüyse o işe kişi,
O zaman kendince olur şahane!
Gönülsüz yenilen en lezzetli aş,
Nazlı yâre bu halimi demeyin,
Aşkından ben perişanım bilmesin!
Eline hiç kalem-silgi vermeyin,
Gönlünden ismimi asla silmesin!
Gönlümde kapanmaz aşkın yarası,
Çektiğin çileyi, senin halini,
Kimse anlamıyor, kimse bilmiyor.
Felek acımadan büker belini,
Doğrultayım desen inan olmuyor.
Kime diyeyim ki varmıyor dilim,
Baharda başlıyor göçün telaşı,
Çeker devesini, yeder Yörükler.
İnan ki helaldir, lokması, aşı,
Dağlarda sürüsün güder Yörükler.
Nafakasın sağlamaktır çabası,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!