Bir dolabın içindeyim,
Yetmiş iki gündür.
Anahtar deliğinden sızan ışıkla
Zamanı ölçüyorum.
Karanlık 12 Eylül;
Bir sabah uyandık
ve şehir, susturulmuş bir hayvan gibi
dişlerini içimize geçirdi.
Sokaklar, tank izlerinin pasına bulanmış;
Kar yağıyor
bir kentin en yorgun saatine
sobası sönmüş evler gibi
suskun sokaklardan geçiyorum
Bir çocuk üşüyor içimde
adı konmamış bir yalnızlıkla
“Kırmızı Rujlu Yalnızlık”
Sen gittin ya kadın
birden karardı bütün sokak lambaları,
bir rakı şişesi ağzına kadar sustu.
“Konuşur gibi”
bazen bir insan gider,
evin sesi değişir.
aynı duvar, aynı bardak,
ama yankısı başka.
Koparılmadan Yaşamak
Bir sabah uyanıyorum, sesin geliyor rüzgârla
kentin duvarlarına yaslanmış umut gibi.
Senin adın, ellerimin arasına sızan toprak
Mapus Damından Sevgiliye
Demir soğuktur sevgilim,
ellerimle konuşmaz artık kapılar.
Her sabah bir gardiyanın ayak sesinde
kırılır içimdeki serçe kanadı.
Mavi Bir Aşkın Cezası
ne vakit bir sokaktan geçsem
senin adın düşüyor kaldırımlara
biraz yağmur, biraz is, biraz ben
biraz da o eksik kalan bakışın
Nasılsın dedin.
Sustum.
Çünkü kelimeler,
Senin sesin kadar nazik değildi.




-
Veysel Narman
Tüm YorumlarŞair kardeş şiirlerin,de daima birleştirici olmanı türk milletinin inaçlarına saygılı kelimer sarfetmenizi arzu ediyorum yeteneklerinizi doğru kullanırsanız inanıyorum çok güzel şeylere imza atarsınız sygılar