Sen gittin.
Ne bir teşhis koydun gidişine,
Ne bir reçete bıraktın ardında.
Kalbim, bir poliklinik gibi şimdi
Her gün başka bir acı,
Seni anlatmak istedim,
göğün en duru yerine bakarak,
yazı avuçlarıma döken o kızıl rüzgârdan,
kışın içimde biriken o ağır, derin sessizlikten
başlayarak.
Seni bir şehir gibi sevdim
haritası avuçlarımda eskidi.
Sokaklarında yürüdüm geceler boyu,
bir fabrikanın bacası gibi tüttü içim,
adını söyledim rüzgâra,
rüzgâr çoğalttı.
Seninle başlar
yarım kalmış itirazlarım,
bir kentin arka sokaklarında
üstü örtülmüş kelimeler gibi.
Seninle,
Seni sevmek
yağmurdan sonra sokak lambalarının titreyen ışığı gibi,
ne tam aydınlık,
ne tam karanlık.
seni sevmek
azılı bir fırtınadan sonra
denizin üstünde güneşin gümüş parıltısı gibi
sakin, ama içinde hâlâ kasırgalar var
Sensizliğin rengi,
bazen kahve telvesi,
bazen düşen yaprak.
Ellerim hâlâ
senin bırakmadığın boşluğu arıyor
bir odanın içinde,
Ben seni
bu kentin en yaralı yerinde sevdim.
Her sabah dumanlı bir su gibi yükselen İstanbul,
seninle aydınlanırdı.
Sesimi Duymadın;
Sana doğru eğilen bir rüzgârdım önce,
yenilgiyle karışık bir serinlikte
adı unutulmuş bir suyun kıyısına vuran.
Bir ses bıraktın içimde,
taşın kalbini çatlatan bir ses.
Ne kadar unutsam da,
aynı rüzgârı esir alır her cümlem.




-
Veysel Narman
Tüm YorumlarŞair kardeş şiirlerin,de daima birleştirici olmanı türk milletinin inaçlarına saygılı kelimer sarfetmenizi arzu ediyorum yeteneklerinizi doğru kullanırsanız inanıyorum çok güzel şeylere imza atarsınız sygılar