İçimdeki Sürgün
Bir harita çizdim avuçlarıma,
hiçbir yol seni göstermedi.
Sürgün dedikleri şey,
bazen bir şehir değil,
Öğretmenlere İtafen;
Bir sabah vaktiydi,
kırlangıçlar okul avlusuna
sessiz bir selam bıraktığında
siz çoktan uyanmıştınız.
Gözlerinizde,
Bir gün, hiçbir şey olmamış gibi
çekip gittin.
Ne bir teşhis koydun,
ne de bir otopsi bıraktın ardında.
Kalbim, bir patoloji raporu gibi sustu o gün
Rüzgârın bile sustuğu sokaklardan geçtim,
taşların hafızasında kaldı ayak izlerim.
Bir ülke eksildi omuzlarımdan,
bir çağ sustu
Şimdi Büyüdüm Anne
Bazen bir rüzgâr dokunur perdeye,
senin eski bir türkünü getirir bana.
O yıllar,
suyun kıyısında bekleyen bir çocuk gibidir hâlâ;
Çünkü Susarsam Yok Olurum
Bir sokağın köşesinde unuttum kendimi,
adımı çağıran olmadı.
Bir yanım çocuk kaldı hâlâ,
bir yanım çoktan toprağa karıştı.
Demirden bir geceydi,
Karanlık,
Ama yıldızlar vardı içimde.
Bir gardiyan geçti,
Dersim
Dağların kadim sessizliği o yıl başka türlüydi.
Sanki her kaya, her toprak parçası, göğe kapalı bir sır gibi
içinde saklıyordu 1938’in karanlık sesini.
Dersim, o günlerde yalnız bir coğrafya değildi;
“Bilmiyorum Dedim"
Seni bin kere sordular bana,
“bilmiyorum” dedim.
Sanki bilsem dünya bozulacaktı,
nehir geri akacak,
Aşağıdaki metin Ahmet Telli’nin imgelerle kurduğu kırılgan direnç, içe dönük sızı, sessiz toplumsal yaralanma ve yalın-yoğun dize karakteristiğine öykünerek oluşturulmuştur. Ona ait değildir; yalnızca poetikasından ilham alır.
Bilseydim
Bilseydim
rüzgârın omuzlarında böyle ağır taşıdığını akşamları,




-
Veysel Narman
Tüm YorumlarŞair kardeş şiirlerin,de daima birleştirici olmanı türk milletinin inaçlarına saygılı kelimer sarfetmenizi arzu ediyorum yeteneklerinizi doğru kullanırsanız inanıyorum çok güzel şeylere imza atarsınız sygılar