Beyin ölümüm gerçekleşmiş geçende.
Uyuyormuşum, uyandım şimdi.
Anladım ki bitkisel hayattayım.
Ne zaman bir ağaç görsem koşasım, boynuna sarılasım.
Ermiş meyvesini hayat ağacının o benim.
Kendini öpesim geliyor.
Gece açık yatarız biz kapı pencere, esince yel serin serin hoştur ama,
Her yer hırsız, hin, hain.
Ama tenezzül edip girmezler ki bizim eve,
Muhtemelen yoksul olduğumuz için.
Üşürüz onların yerine de, hiç üşenmeden.
Kaldı ki ekmek istesinler, bölüşürüz lokmamızı bile seve seve.
Çocuklara yer açın şiirlerde, çocuklara,
Çiçeklere yer açın şehirlerde.
Ve çocuklara.
Gülünce bir çocuk neşeyle,
Çiçekler açsın yüzünde.
Güneşe yer açın gökyüzünde.
Beni bu gün atacaklar hapse.
Beni bu gün bilmem asacaklar mı ne?
Dar ağacına yağlı urgan.
Seni düşünüyorum her an.
Seni düşünüyorum.
Bir uçurumdan aşağıya eğilim.
Kanayan yaramı öptüm eğilip.
Beter bir hastalık bu beter.
Yokluk beter
Yorgunluk beter.
Gıcık oluyorum gecelere,
Mor renkli gece lambalarına,
Gece yanan sobalara,
Masal okuyan babalara.
Kar yağarken düşlerim dökülüyor şehre.
İncecik bir rüzgar ıslık çala çala gelip,
Dedemin elinde derin yarıklar.
Pembe Vazelin,
Acı,
Ameliyat...
Zulasında saklardı tütününü.
Derdi ki;
Öldürürler dağda keçiyi.
Sokakta kediyi.
Daldaki kuşu.
Atı öldürürler, çıkamıyayınca dik bir yokuşu.
Çölde gebertirler susuzluktan deveyi.
Zehir kustururlar martıya ellerinden..
Bu memleket bizim.
Harami sofralarını bizim alnımızın teriyle süslediler
Barbekü partilerinde etlerimizi yakıyorlardı.
Villalarının teraslarında durmuş,
Alaycı bir ifadeyle bakıyorlardı yüzlerimize.
Eğer yakınsanız birbirinize, aranızda bin kilometre mesafe de olsa komşusunuz demektir.
Parası olan Paris'e gider, geriye kalan herkese her yer memleket.
Dil bilmemek mazeret değil, öğrenilir gidile geline.
Söndürün ateşi de renk renk güller dikin bahçenize.
Komşu komşunun külüne değil gülüne muhtaçtır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!