Gülmemi bekleme de güldür beni.
Solmamı bekleme de soldur beni.
Ne güldür isterim senden ne de soldur.
Önce öp sonra öldür.
Öyle güzelsin ki.
Oysa ben seni bir kadını sever gibi sevmedim aslında
Ne ıslak iki dudak bekledim öpmeye, okşamaya pürüzsüz bir deri, ne sıkmaya yumuşak bir et.
İnan zerre yok içimde bir ihtiras, fokur fokur fokurdayan.
Ve ne karnımda ağrıyan şehvet.
Hatta üzülme diye söylemedim bile sana derdimi.
Bir değil üç al vergi
Donumuz kalmıştır belki
Böyle yaşamak öyle güzel ki
Partişahım çok yaşa
Yolumuz geçmez çarşidan, pazardan.
Ne?
Ölmüş mü?
Aman!
Ne zaman?
Nasıl olur bu, nasıl?
Daha dün gördüm onu.
Geri geri durma öyle misafir misali.
Biz yokmuşuz gibi davran reyiz.
Siz yiyip için diye meyvenin en tazesini,
Sütün en tazesini,
En hasını etin.
Sen, o, şu, bu.
Rıhtımda bir sokak kedisi,
Karnı burnunda.
Denizde balık kokusu,
Balıkçının oltasında üç küçük balık,
Kedinin gözleri uykulu,
Titrek bir ışık gibi ürkek.
Sabah sen yoksun kuşlar var.
Bir perdenin arkasında pinekler, öyle mağrur mağrur beklerler.
Uğul uğul konuşurlar, kimbilir.
Kimbilir hakkımda neler neler derler.
Açılınca perde, bir coşkuyla alkışlar,
Sonra döner, kuru bir ekmeği dideklerler,
Al beni on taksitim, zorlanmazsın ödemede.
Ötekiler tek çekim.
Yok naçizane bir abartım, ruhum sade, tenim sade,
Beğenmezsen de hemen iade.
Seviyorum seni be kadın,
Baktığımda görüyorum o gül yüzünü, memelerini değil.
Dönünce işten yorgun, argın eve ben.
Bir yorgunluk çayı demlemelerini.
Mahcup bu yoksul sana, lakin söyler durum hep.
Biliyorum sınırlı oldu verebileceklerim.
Kanat sesleri geliyordu meydandaki mitingden.
Ne güvercin ne de martı.
Uçamayan kuşların kanat sesleri.
Şak şak şak!
Bir rüzgar esiyordu o taraftan.
Uçuşuyordu yollarda rengarenk tüyleri.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!