Bir sabah çöplükte buldular Lütfiye'yi.
Sarmışlar güzelce battaniyeye.
Sarmazlardı güzelce Lütfiye'yi
Gülmezlerdi yüzüne lütfedip.
Teşhis etmiş anası Kadriye.
Bize gelince maçolar, her yerde sürüyle çomar "hav hav, hav!"
Konuşur durur car car car Hacı Cavcav'lar
Görünce bin metreden babayı, o dakka tutuşur paçaları dinine yandığım,
Döke döke batırır gemileri çaçalar.
Görsen;
Akrep hep yelkovanı soktu,
Ve ne acıdır ki zaman denen zehrin panzehiri yoktu.
Bir göçüğün altında kalmış gibi naçar.
Ömür geç kalanların üzerinize göçer.
Şimdi son günüymüşçesine günlerin,
Ama mecburen değil de mahcuben sarılın sevdiklerinize.
Ooo piti piti, kırmızı başlıklı kızın sepeti.
Çizmeleri eskiyince çizmesiz kaldı çizmeli kedi.
Uyuyan güzel uyanamadı bir türlü uykusundan.
Portakalı soydum, yedi cüceler yedi.
Adile teyze silkinerek çıktı mezarından.
"Bu masalda burada bitti" dedi.
Feleğin kurşunu değince tenime,
Kollarımın arasından masumca gülümsedi acım.
Dudakları kıpkırmızıydı.
Masumca gülümsedi kafesinden, uçmayı unutan kuş,
Açmayı unutan çiçek.
Bacakları yerine saçları okşanınca sokaktaki kızın,
Mayışım yatınca mayıştım.
Çok kökledim gazı koptu kayışım.
Gece gece musluk mu bozulur?
Sinirimden fayanslarla seviştim.
Bana ne azarlarsan azarla.
Sıcak su yoktu, kafama kavgamı döktüm de yıkandım ben,
Bir patatesi ikiye böldüm, zeytini iki kere ısırdım, üç ağlayıp bir gülerdim, gömleğimin üstüne yatıpta öyle ütülerdim gecelerde,
Elime ayağıma tükürdüm, sürdüm, sürttüm de sürttüm.
Yerleri çalı çırpıyla süpürürdüm.
İşten eve paçavra gelirdi bedenim, yerlerde sürüm sürüm sürünürdüm.
Üşürdüm, üstüme eski sıcak günlerin hayalini örtünürdüm.
Cennet diye bir mekan açmışlar yeni.
Ve mekanı cennet olmuş bizim mekansız çocukların.
Girişi damsız,
Sahibi gamsız bir insan.
Dizmişler tabutları ardı arkasına, tek sıra.
Ellerinde mikrofon,
Antik bir kentinde yaşıyoruz bin yıl sonrasının dostum.
Bir zaman sonra toprağın altında kalacak ne emeklerle aldığımız evlerimiz.
Şimdi değersiz dediğimiz eşya, bin yıl sonrasının pahabiçilmezi olacak belki.
Aşısı bulunacak kanserin sonunda.
Yok yere ölmüşler diyecekler bin yıl sonrakiler bizler için.
Müzelerde sergilenecek kemiklerimiz bizim.
Bıktım bu boktan ahırdan,
Yansın bu kahırdan orman.
Tutuşsun gövdemin kolları.
Kaçarsam vallahi gün yüzü haram,
Güneşim harım olsun.
Geçirdim tırnaklarımı toprağa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!