fareler utangaçtır
hele lağım fareleri
hiç görünmek istemezler ortalıkta.
her daim açtır onlar
bir dilim ekmeğe muhtaçtır karınları
evler onların değil ki evler
Hadi gidelim ya!
Bak esiyor.
Neyi bekliyoruz hey?
Önümüzde bir paravan, içinde çuvalla paralar, altımızda üç oda bir tuvalet.
Son model bir karavan.
Nerden geliyor bu bolluk, sorarsam namerdim.
Denize gider bu adam arada kafası esince.
Denize bi olta sallar aşktan umudu kesince.
Bir tek atar, bir tek daha derken.
Oltaya bir martı takılır,
Ufuktaki beyaz gemi alaboraya razı.
Martının miğdesi bulanır, kusar.
Ucu ucuna yaşıyorum hayatı.
Geceler adım adım.
Ucu ucuna geçiyor zaman.
Gıdım gıdım.
Ufakta olsa kaldı biraz inadım.
Tam kaçacaktım sevdandan,
Bir sabah çöplükte buldular Lütfiye'yi.
Sarmışlar güzelce battaniyeye.
Sarmazlardı güzelce Lütfiye'yi
Gülmezlerdi yüzüne lütfedip.
Teşhis etmiş anası Kadriye.
Bize gelince maçolar, her yerde sürüyle çomar "hav hav, hav!"
Konuşur durur car car car Hacı Cavcav'lar
Görünce bin metreden babayı, o dakka tutuşur paçaları dinine yandığım,
Döke döke batırır gemileri çaçalar.
Görsen;
Akrep hep yelkovanı soktu,
Ve ne acıdır ki zaman denen zehrin panzehiri yoktu.
Bir göçüğün altında kalmış gibi naçar.
Ömür geç kalanların üzerinize göçer.
Şimdi son günüymüşçesine günlerin,
Ama mecburen değil de mahcuben sarılın sevdiklerinize.
Ooo piti piti, kırmızı başlıklı kızın sepeti.
Çizmeleri eskiyince çizmesiz kaldı çizmeli kedi.
Uyuyan güzel uyanamadı bir türlü uykusundan.
Portakalı soydum, yedi cüceler yedi.
Adile teyze silkinerek çıktı mezarından.
"Bu masalda burada bitti" dedi.
Feleğin kurşunu değince tenime,
Kollarımın arasından masumca gülümsedi acım.
Dudakları kıpkırmızıydı.
Masumca gülümsedi kafesinden, uçmayı unutan kuş,
Açmayı unutan çiçek.
Bacakları yerine saçları okşanınca sokaktaki kızın,
Mayışım yatınca mayıştım.
Çok kökledim gazı koptu kayışım.
Gece gece musluk mu bozulur?
Sinirimden fayanslarla seviştim.
Bana ne azarlarsan azarla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!