Azılı açar kurk ve ağrılı.
Hem sever kokusunu içmenin hem nefret eder oldum olası.
Etini öpmenin ve boşalmanın o etin içine.
Ne garip körler ve göremeyenler görenlerle bir.
Kaktüs ekiyor bazı analar oğullarının tenine.
Ne garip.
Gitte sana bi baksınlar.
Kotarsınlar uçkurunu kopmadan.
Hemen tahliye etsin memleketimin hakimleri.
Kurtarsınlar.
Her kimse komutanların, boynuna som altından madalyalar,
Ressam bilmesede çizmeyi bir resim,
Kalın bir fırça, bir kaç fırça darbesi,
Tuvalde bulanık bir renk cümbüşü,
Cilalı bir kaç cümle falan.
Ve etrafında gözsüz kulaksız yüzler, binler, yüzbinler.
Sorsan herkes anlar sanattan.
Kuş kokuyor tokan, uçma nolur.
Gülücükler açsın yüzün çiçekleri.
Başkasına açmasan.?
Açma nolur.
Aşk yüküm,
Bir bulutu gibiyim göklerin.
Gurbet cehennem,
Sıla cennet,
Dünya fânî.
Dost yüzü melektir,
Gerisi Zebânî.
Yaşamaya bak ve yaşamana.
Kuşlar uçtukça mutlu gökyüzünde gökyüzü kuşlarındır.
Atlar koştukça mutlu, kırlarım atlarındır.
Çiçekler açtıkça mutlu
Ve güldükçe çocuklar.
Çocuklara gülmek yakışır.
Yersiz yurtsuz çocuklara.
Beni bana bırakın bu denizin ortasında.
Kendi kendime de susarım.
Belki bir tebessüm takılır oltama.
Alır da boynuma asarım.
Kimse gelmesim peşimden ardı sıra.
Bizden şiir bekler kuşlar, kediler.
Gidip birkaç kilo şiir tutmalıyız.
Şöyle bir açılalım denize senle hele,
Ben kürekleri çekeyim sen ağları çek derinden.
Bize bir kayık lazım bu gün, ikide kürek.
Kuştepe'de ikindi vakti gözüm,
Roman havası, gebe çocuklar ve haneler.
Suratı iri sivilceli birer birikinti haneler.
Köşede kösmüş torbacı, yediğini kusmuş, küfür gibi ağır adımlarla yürümekte sis, hava pis.
Uzansa uzar, düşsem mutlak bir tünel kazardım.
Anca böyle yatılır buralarda bu müebbet hapis.
Aşka vakit yok bizim mahallede,
Hele ki evleri su basmışken.
Batmışken boğazımıza kadar borca ve çamura,
Erimişken tuzumuz, şekerimiz, yağımız,
Vakit yok öpüşmeye öyle ıslak ıslak, boş ki kursak.
Islanmışken sucuk gibi, gözümüz ve ayağımız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!