Lambayı açık bıraktım yatmadan önce.
İçeride biri var zannetsin karşıdan görenler.
Eskidi gitti radyom çoktan, eskidi o türküler de.
Döndüm kapattım.
Kapıyı açık bıraktım evden çıkarken.
At gibi sırtımda taşırım seni,
İt gibi kapında yatarım,
Kuş gibi öterim pencerenin pervazında,
İstersen dut yemiş bülbül gibi susarım.
Birşey söyle gülsün yüzüm, susarsan asılır bir ağaca suratım.
Birden gitme kesilir nefesim, bırakırsan düşerim.
İçiyorum ama inan tadı tuzu yok bu çorbanın.
Yediğim fasulyenin, mercimeğin, patlıcanın.
Karnımda gurulduyor gençliğim.
Ben hala hiçim.
Bu ne biçim bir iştah ki,
Ne dolarsam dolayım boşum.
Baharı bekler tomurcuk çiçek,
Üşür bir köpek,
Evsiz kedi,
Parkta yatan adam,
Olmayan aklını yitirir,
Yalpalar durur tepemde,
çok hoyratlaştım bu günlerde
hoyrat serkeş aksi
elzem bir hal aldı gitmek bu dünyadan
incitmeden kimseyi
Hem yarı olmuş ömür neredeyse yarı
yıllar oldu gönülden kaybedeli yari
Sen denizden bahsediyorsun ama,
Öldü balık göremedin içini.
Göremedin.
Bir zamanlar masmaviydi gözleri.
Sen görmeyeli siyaha döndü.
Sığ sularında yüzmesini biliyorsun pek âlâ.
Yüzün hüzünlü şiirler gibi hüzünlü,
Sesin içli şarkılar gibi içli.
Hiç görmeseydim yüzünü, duymasaydım sesini,
Ne hüzünlü şiirler hüzünlü olurdu ne de şarkılar bu denli içli.
Görgüsüzce sevdim seni.
Dalıyorsam sana öyle uzun uzun, açlığıma ver.
Üç göz ile izliyorum hayatı ve görüyorum.
Kafamda duruyor bir gözüm, düşünemem o olmasa.
Çalışamam bir işte,
Doyuramam karnımı.
Bir diğeride göğsümde.
Göğsümde taşıyorum onu ve görüyorum.
Bu nasıl aşktır böyle, söyle
patronu için ölüyor işçi
devleti onaylıyor bu ölümü
sadece kendi ölse neyse
ekmek diye eve de götürüyor ölümü.
herkese yetiyor da işçiye kalıyor mu hazine de para?
Gidiyormuşsun, peki.
Ama ben uyurken git gideceksen.
Hiç ses etmeden, ben bilmeden.
Öpüverde öyle git bari son kez, ama silmeden git.
Dudaklarımda dudaklarından rujun kalsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!