Lafta borcumuz var Allah'a lakin cebinde bir kuruş sevabın var mı diye sorsalar, yok
Bin dakika içre, bir dakika zaman bulamıyoruz ib(adet)e.
Müezzin ünnüyor minareden gel diye, bağır çağır beş vakit, utancımızdan icabet edemiyoruz o davete de.
Eşyamız kalmamış sata sata,
Eyvah eyvah! azrail uğramış tahsilata,
Kaç kaç nereye kadar kaçalım?
İçim yanıyor içim içim!
İçim yanıyor!
Yanıyor ben bile bilmeden neden yandığını.
Yara var, bir doğum lekesi.
Sanki birilerini öldürmüşüm doğmadan,
İçim acıyor.
Şiir benim geçim kaynağım,
o olmasaydı hiç geçinemezdi kendim kendikendimle.
Aslında çok önce delirdim ben,
bakmayın siz böyle akıllı göründüğüme.
Kafamın içi silme velvele.
En ufak titreşimde bile göğsümde şiddetli bir zelzele.
Kalp dediğin aparat.
Atmıyorsa kopar at.
Tutuştuysa ciğerin.
Bir sigara daha yak.
Kuşkun varsa aşkımdan.
Gözlerime iyi bak.
Sabah olmadı daha, nereye böyle henüz erken.
Gece gece bulabilecek misin bu ıssız ormanda yolunu?
Açtığın çukura it beni giderken, etim henüz sıcak.
Dikkat et kendine buralar tekinsiz, ortalık aç kurtlarla dolu.
Kaçıyorsun ama kimbilir kimler seni öperken,
Ben şuradayım, şu ağacın altında.
Bir ormandayım duruyoruz biz burada böyle domuz domuza.
Şehirleri basmış sel, hep birlikte yiyip içip oynaşır otururlar o domuzlar omuz omuza.
Yoksul bir at gibiyim yorgun, içerim kımız.
Zengin bir adama verdiler sevdiğim o kızı,
O sevdiğim güzel mi güzel.
Çuvalımı gören beni de patates zannediyordu pazarda.
Oysa çok önceden soyutlamıştım kendimi kabuğumdan, çok.
Bir kalabalıktı hürriyet ateşi,
Yanıyordu bir zamanlar şu buz gibi sokak.
Görsen, it gibi titriyordu açlığım,
Kendimi kaç tencerenin içine sokarak,
Hukûkî bir boşluktan faydalanmış patronum.
İşçilere boşluk yok.
Beş kilo da havyar almış geçerken.
İşçilere bulgur çok.
Hanımı yenilemiş kürkünü.
Pekte çabuk ölmemiş sanki fok.
İnce belli çay bardağı, ince insanlar,
Sade ve saydam,
Kızıl sıcak, fokur fokur, tavşan kanı.
Dolar boşalır ince belli bir yürek.
Güz zamanı buğulu.
İnsanın bir köyü olmalı, arada bir gideceği.
Bir kaç da keçisi falan, hani dağ da bayır da güdeceği.
Ve ora da bir çeşme olmalı.
Şırıl şırıl akan buz gibi suları.
Bir de evi olmalı topraktan, geceleri geçireceği.
Akşam olunca ateşi yakmalı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!