Sıcak su yoktu, kafama kavgamı döktüm de yıkandım ben,
Bir patatesi ikiye böldüm, zeytini iki kere ısırdım, üç ağlayıp bir gülerdim, gömleğimin üstüne yatıpta öyle ütülerdim gecelerde,
Elime ayağıma tükürdüm, sürdüm, sürttüm de sürttüm.
Yerleri çalı çırpıyla süpürürdüm.
İşten eve paçavra gelirdi bedenim, yerlerde sürüm sürüm sürünürdüm.
Üşürdüm, üstüme eski sıcak günlerin hayalini örtünürdüm.
Cennet diye bir mekan açmışlar yeni.
Ve mekanı cennet olmuş bizim mekansız çocukların.
Girişi damsız,
Sahibi gamsız bir insan.
Dizmişler tabutları ardı arkasına, tek sıra.
Ellerinde mikrofon,
çekirdek çıtlatır gibi çıtlattım durdum adını parkta kuşlara
koca bir paketi bitirmişim haberim bile olmamış hiç
herkes çoktan geçmiş gitmiş, dönmüş kavşaktan köşeyi
bense kalakalmışım hep aynı yeşilde
düştüm düşeli aşka, hep başka başka bakıyor gözlerim
bir sigara yakıyorum elimde, elim belimde
Neden bırakıpta gidiyorsun beni her akşam hep aynı merakta.
Sorarım sana,
Bir güne bir gün düşündün mü hiç ne yapar bu adam diye, gece vakti bu soğukta bir başına, o buz gibi merakta?
Hiç geçmiyor havâdisin bu güzergahtan yine de beklerim bilirsin geçecek diye.
Ne olurdu sanki beni de alsa da, götürüpte senin kapının önüne bıraksa.
Seviyor musun diyorum cevap yok.
Kirlenmişti,
Yıkadım, sıktım suyunu yere.
Çırptım çırptım.
Güzelce astım balkomdaki ipe.
Kurusun deyi.
Havalar da iyice serinledi bu günlerde.
Antik bir kentinde yaşıyoruz bin yıl sonrasının dostum.
Bir zaman sonra toprağın altında kalacak ne emeklerle aldığımız evlerimiz.
Şimdi değersiz dediğimiz eşya, bin yıl sonrasının pahabiçilmezi olacak belki.
Aşısı bulunacak kanserin sonunda.
Yok yere ölmüşler diyecekler bin yıl sonrakiler bizler için.
Müzelerde sergilenecek kemiklerimiz bizim.
Bir çiçek göremez oldu gözlerim sokakta.
Bir yeşil yaprak, bırak çiçeği.
Bu mevsiminden değil, bu başka başka bir başka.
Öyle meşgulüm ki güzelim, öyle müşkül her lafım, kıymık, şarapnel dört tarafım.
Aştı boyumu, bu mevzi diye mezar mı kazmışlar bahçeye?
Topraktan başka hiçbir şeyi göremez oldu gözlerim.
Bıktım bu boktan ahırdan,
Yansın bu kahırdan orman.
Tutuşsun gövdemin kolları.
Kaçarsam vallahi gün yüzü haram,
Güneşim harım olsun.
Geçirdim tırnaklarımı toprağa.
kimimiz asi
kimimiz adi
kimimiz aptal
kimimiz de abdal
dünya da mihman
duruyor bin pişman
Kısalır eteği akşam olunca misal.
Kudurur mor bir endam.
Uzun, kıvırcık saçların, dökülür nehir.
Lüleler gözlere misal.
Fır fır tepemizde dönen ay!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!