bu şehir bir orman
bir ağaç bu apartman
her insan bir kuş
kimi serçe kimi baykuş
ötüşüyor sığırcıklar
Vazgeçtim şiirden ben.
El çok, dost yok,
Yok.
Gelmiyor cümlemin sonu hiç.
Yoruldum oysa yürümekten.
Uyumam gerek, örtüp üstümü.
Kimsesiz bir sokakta durdum ve dinledim sesini sessizliğin.
Kimbilir hangi parktı.
Üşüyordum gül gibi, tüylerim diken diken.
Yağmurlar yağyordu gözlerimden içeri.
Aylardan nisandı, ben küçüktüm, küşüktü dünya.
Yürüdüm sabaha değin donmamak için.
Ben yollardan yürümem, varmam yollardan gideceğim yerlere.
Dağlardan, taşlardan aşarım da giderim gideceksem.
Kimbilir kimler açtı o yolları, nereye çıkar bilmem, istemem bilmek de.
Yürümem, yürüyemem.
Zordur dağlar, tepeler, düşe kalka yaşarım.
Yaşar giderim öyle
Gülmemi bekleme de güldür beni.
Solmamı bekleme de soldur beni.
Ne güldür isterim senden ne de soldur.
Önce öp sonra öldür.
Öyle güzelsin ki.
Oysa ben seni bir kadını sever gibi sevmedim aslında
Ne ıslak iki dudak bekledim öpmeye, okşamaya pürüzsüz bir deri, ne sıkmaya yumuşak bir et.
İnan zerre yok içimde bir ihtiras, fokur fokur fokurdayan.
Ve ne karnımda ağrıyan şehvet.
Hatta üzülme diye söylemedim bile sana derdimi.
Bir değil üç al vergi
Donumuz kalmıştır belki
Böyle yaşamak öyle güzel ki
Partişahım çok yaşa
Yolumuz geçmez çarşidan, pazardan.
Bu pınar ne pınarı bu?
Bir çocuk çocuğu vuruyor cephede, çocuk çocuğu.
Yetim kalıyor kenar mahallerde o çocukların çoluk çocuğu.
Onsekizbin lira sağ salim kalmanın bedeli bu memlekette, onsekizbin lira.
Paran varsa öz evlatsın, paran yoksa O. çocuğu öyle mi?
Ne?
Ölmüş mü?
Aman!
Ne zaman?
Nasıl olur bu, nasıl?
Daha dün gördüm onu.
Geri geri durma öyle misafir misali.
Biz yokmuşuz gibi davran reyiz.
Siz yiyip için diye meyvenin en tazesini,
Sütün en tazesini,
En hasını etin.
Sen, o, şu, bu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!