Ben de küçücük bir balıktım eskiden, ışıklar vardı.
Kıyıda geziniyordum, yalnızdım.
Göremedim oralarda umuda dair bir iz.
Bir olta tuttum o kıyılarda, ağlar vardı, alışıklar vardı.
Gözümü açtım, deniz yerine,
Ne Karadeniz, ne Akdeniz.
Sokaklar öküz dolu öküz.
Otururken, yürürken,
Geviş getiriyorlar durmaksızın.
Ağızları silme sakız dolu, lâkin aslında hep aynı sakız.
Aynı sözleri sarfediyorlar, bu yokluktan mı nedir arkadaş?
Şişirip şişirip patlatıyorlar balonlarını bir boşluktan.
Karnı doyunca mutlu olan çocuklar,
Farklı bir mûziplik yaparlar ya, hani ansızın.
Genzimize kaçırırlar bir yudum çayı,
Püskürür ne varsa ağzımızdan, burnumuzdan,
İçimizdeki kinle, kederle birlikte.
İşte ancak öyle,
Cuma akşamları ne güzel.
Antalya'da buz gibi, ışıklı bir caddede,
Yürümek senle el ele, yarı sarhoş,
Kapılarak akmak kalabalıktan bir sele.
Kaleiçinde dayamak sırtını senin, çok eski bir eve,
Korkusuzlar donarak ölüyorlar, korkaklar birbirlerine sarılarak ısınırken buralarda.
Gruplar halinde sevişiyorlar, şu büyük ve zârûrî ihtiyacı giderircesine.
Korkusuzlar üfleye üfleye ısıtamazken bir türlü, o buz tutmuş nasırlı ellerini.
Korkaklar öksüre öksüre yayıyorlar etrafa saydam, irin irin, o balçıklı döllerini.
Şükrüyle avunuyor şükredenler,
Yokluğunu serpiştiriyor herbiride yokluktan toprağa.
Traktöre atlar Ömer.
Koyulur tarlasını sürmeye.
Derken lastik patlar, söner.
Başlar gelmişine geçmişine sövmeye.
Götürür pazara mahsülü erken.
Çizgisiz bir kağıttı ömrüm.
Islandı ıslandı kurudu.
Çok şey yazdım üzerine.
Yağmur yağdı silindi.
Ruhum tüyden hafifti.
Kafesteki kuş da mutlu zanneder kendini kafesinde.
Ah garibim!
Bir avuç yemle ferahlatır gönlünü.
Demir bir pencere bulup tüner de,
Kenarında serinletir içindeki yangını.
Neşelenir sahibi de o ötünce,
Kul hakkı omuzlayan omuzlarla dolu memleket,
Omuzlarla.
Domuz eti yemeyen domuzlarla.
Ve betondan ahırlarında.
Medya havuzlarında çırılçıplak.
Kırarken gerdan,
On çocuk yapın dedi sayın bakanım.
Hadi bakalım, şimdi sağdan sayın bakalım.
Üç değil, beş değil, tam on çocuk.
On çocuk yapmalı o vakit, onu da ayrı ayrı aç ve sefil, hava da soğuk.
On gocuk almalı onununda üstüne, banka banka, yana yana, kredi kefil.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!