Bir kedi miyavlıyor acı acı.
Bir köpek havlıyor.
Fareler ciyaklıyor.
İniliyor kadının biri sancıdan.
Ikna ıkına bulduruyor üçü.
Sesinden kolonları sarsılıyor evin.
Ben nereden bileceğim senin beni sevdiğini?
Belge var mı elinde belge?
Varmı aşka ruhsatın?
Yoksa eğer önce bir dilekçe yaz,
Altına da imzanı at bi zahmet.
Sonra da götür de bir bilene imzalat.
Markete gitti sabah sabah iki kadın kendinden emindi ikiside.
İki kadın, yan yana, ağır ağır ve magrur,
Galiba boldu vakitleri, sanki dopdoluydu cepleri.
Seçtiler en iyisinden birer litre süt, birer kilo pirinç, beşer paket margarin, beşer kilo un.
Bıraktılar o ürünleri kasaya, teker teker.
Teker teker okuttu kasiyer
Kaldırınca çekicini yargıç,
Ve karar: {müebbet}
Sonra salıvereyim dedim sözcüklerimi ağzımdan, ama maalesef çok geç.
Ölmüşlerdi havaszlıktan.
Nasıl kıydım nasıl, keşke kırılsaydınız dişlerim.
Bitmiyor, bitmez yurtsuzluğum benim, bu pahalılıktan.
Ayrılık ateşinde pişti yüreğimdeki semaverin çayı.
Tam otuz yıl da demlendi.
Hasretin tüttü durdu, buğulandı pencerem.
Dün gece kapı çalmış duymadım.
Yoksa sen miydin gelen?
Öfkemiz bin yanardağa denk şimdi, bin reaktöre denk, bin nükleer füzeye.
Çelenkler gibi asacağız o kor çiçeklerini boyunlara.
Çelenkler gibi asacağız.
Yanacak bizi yakanlar da, yanacak bu yangına havadan bakanlar, geriden geriden bakanlar da.
Bakanlar da yanacak.
Oğlum ne etsin oyuncağı,
Olsa oynayacak iki taş,
Bir de candan bir arkadaş.
Hepsi bu.
Ben de küçücük bir balıktım eskiden, ışıklar vardı.
Kıyıda geziniyordum, yalnızdım.
Göremedim oralarda umuda dair bir iz.
Bir olta tuttum o kıyılarda, ağlar vardı, alışıklar vardı.
Gözümü açtım, deniz yerine,
Ne Karadeniz, ne Akdeniz.
Sokaklar öküz dolu öküz.
Otururken, yürürken,
Geviş getiriyorlar durmaksızın.
Ağızları silme sakız dolu, lâkin aslında hep aynı sakız.
Aynı sözleri sarfediyorlar, bu yokluktan mı nedir arkadaş?
Şişirip şişirip patlatıyorlar balonlarını bir boşluktan.
Karnı doyunca mutlu olan çocuklar,
Farklı bir mûziplik yaparlar ya, hani ansızın.
Genzimize kaçırırlar bir yudum çayı,
Püskürür ne varsa ağzımızdan, burnumuzdan,
İçimizdeki kinle, kederle birlikte.
İşte ancak öyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!