Kaleminin ucundan kan geldi usta, öyle şeyler yazdı ki anlat desen anlatamam. Sence kanser olabilir mi?
Televizyonda, sokakta insanlar görüyorum, hepsi kana susamış sanki. Kendimi nasıl tedavi edebilirim?
Bazen söndüremiyorum şu yanan közleri, durduramıyorum içimden geçen sözleri.
Geçende "kardeşiz" dedim, tedaviye ihtiyacım olduğunu söyledi biri.
Öfkeyle parlıyordu gözleri.
Ne yapsam da anlatabilsem kendimi?
Yağmurlarla yüklü bi yorganın altında sakladı kendini sana bu fâhişe!..
Gel de parselle, zaten ne işe yarar ki çoraklaşacaksa toprak.
Santim santim belle gelde hadi, tam otuzbeş dönüm arâziyim.
Arala kollarınıi ah! arala sevgilim, sarılalım da başlasın gayrı tepeden tırnağa bütün âzâlarımız, o en şatafatlı nümayişe.
Dudaklarım merdümgiriz, ne susarım ne konuşur.
Elerim titremekte bir açlığın şehvetiyle, incitirlerse sehven seni, ellerime bûselerin ile eziyet et.
İşçiyi almazlar işçi partisine.
Yeni bir dünya inşaa edeceğiz derler, sonra yaparlar bir hesap.
Müteahhit alırlar, mimar alırlar.
Emekçiyi sokmazlar kapıdan.
Almazlar Kalkınma partisine.
Cumhuriyet partisine.
Bir kedi miyavlıyor acı acı.
Bir köpek havlıyor.
Fareler ciyaklıyor.
İniliyor kadının biri sancıdan.
Ikna ıkına bulduruyor üçü.
Sesinden kolonları sarsılıyor evin.
Ben nereden bileceğim senin beni sevdiğini?
Belge var mı elinde belge?
Varmı aşka ruhsatın?
Yoksa eğer önce bir dilekçe yaz,
Altına da imzanı at bi zahmet.
Sonra da götür de bir bilene imzalat.
Markete gitti sabah sabah iki kadın kendinden emindi ikiside.
İki kadın, yan yana, ağır ağır ve magrur,
Galiba boldu vakitleri, sanki dopdoluydu cepleri.
Seçtiler en iyisinden birer litre süt, birer kilo pirinç, beşer paket margarin, beşer kilo un.
Bıraktılar o ürünleri kasaya, teker teker.
Teker teker okuttu kasiyer
Kaldırınca çekicini yargıç,
Ve karar: {müebbet}
Sonra salıvereyim dedim sözcüklerimi ağzımdan, ama maalesef çok geç.
Ölmüşlerdi havaszlıktan.
Nasıl kıydım nasıl, keşke kırılsaydınız dişlerim.
Bitmiyor, bitmez yurtsuzluğum benim, bu pahalılıktan.
Ayrılık ateşinde pişti yüreğimdeki semaverin çayı.
Tam otuz yıl da demlendi.
Hasretin tüttü durdu, buğulandı pencerem.
Dün gece kapı çalmış duymadım.
Yoksa sen miydin gelen?
Öfkemiz bin yanardağa denk şimdi, bin reaktöre denk, bin nükleer füzeye.
Çelenkler gibi asacağız o kor çiçeklerini boyunlara.
Çelenkler gibi asacağız.
Yanacak bizi yakanlar da, yanacak bu yangına havadan bakanlar, geriden geriden bakanlar da.
Bakanlar da yanacak.
Oğlum ne etsin oyuncağı,
Olsa oynayacak iki taş,
Bir de candan bir arkadaş.
Hepsi bu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!