Kredi kartım şişti.
Bankamatiğe soktum patladı.
Unutmuşum içerde poşeti, kafa gidince.
İhbar etmişler anında polise.
Oysa kirliler vardı o poşette.
Zaten çöpe atmış o poşeti o polislerde.
Bugün arayıp sormuyorsun ya beni,
Yarın hiç boşa koşupta gelme yanıma.
Değmez.
Unutanlar katil, unutulmak ölüm gibi birşey.
Sanki gel desem, şu an koşup gelir misin?
Bir arayıp sorsan ölür müsün be!..
Acıyorum şu kedilere,
Sokak kedilerine,
Sokakları ayaz bu şehrin,
Tüyleri ıslak, sıska, aç.
Görünmez sokak kedileri bu şehirde,
Ağlamaz, gülmez, incinmez.
En ücra köşelerinde gezmek vardı sen denen şehrin.
Keşfetmek cennet denen yerin her yerini.
Fakat azdır düşünmek seni, azdır.
Üniformamı çıkartıp astım askıya, şimdi sadece siyah beyaz ustüm başım.
Hiçbir devlete bağlı değil bu ordu, fakat hâlâ savaşmaya hazır.
Soğuğu donarken farkettik.
Canımızı bedenden çıkarken.
Oysa görüyorduk, duyuyorduk,
Ama gözü açık uyuyorduk.
Yaramızı yakarken farkettik.
Kırılırım diye korkuyordu bardak,
O yüzden hiç inmedi dolabından.
Bir gün attılar eskidi diye çöpe,
O gün anladı ki kırılan kemik değilmiş.
Yorulurum diye çıkmadık yola,
Herkesi soğuttuktan sonra kendimden,
Kendimide soğuttum kendimden.
En rahat uykusunu uyuyacağım bu dünyanın,
Söyleyecek sözlerim bittiğinde.
Ne çok sebep var ağlamaya, ne gülmekte henüz erken.
Şiirler kazıyorum aklımın duvarlarına,
her yer kan.
Gözyaşı değil şu gözlerimden bakan.
Ağzıma kadar aktı sözcüklerim,
bir ağız dolusu dökülmüş can.
Dikişli yerlerimden söküldü sükûtum.
Bir çocuk ağlıyor şu evde,
Şu evde işte şu.
Görüyor musun?
Bağırıyor avaz avaz, yırtınırcasına,
Sesini duyuyor musun?
Seller alıp götürüyor ne var, ne yoksa.
Buna da şükür.
İşte bu günde karnımız doydu.
Hamdolsun.
Satamasakta emeğimizi değerinde.
Sağlığımız yerinde.
Tırnaklarımızın içi toprak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!