Soğuğu donarken farkettik.
Canımızı bedenden çıkarken.
Oysa görüyorduk, duyuyorduk,
Ama gözü açık uyuyorduk.
Yaramızı yakarken farkettik.
İnce bir sözü çok gördünüz, soldurdunuz söğe söğe,
Bir kuşu katlettiniz, hunharca taş atarken göğe.
Tam düşecekkken tuttum onu,
Sinsice geldi biri, sessizce arkamdan itti beni.
Bir derede boğuldum, hem de elimdeki oltayla,
Bir balığa sarıldım kıyıya attı beni.
Kırılırım diye korkuyordu bardak,
O yüzden hiç inmedi dolabından.
Bir gün attılar eskidi diye çöpe,
O gün anladı ki kırılan kemik değilmiş.
Yorulurum diye çıkmadık yola,
Herkesi soğuttuktan sonra kendimden,
Kendimide soğuttum kendimden.
En rahat uykusunu uyuyacağım bu dünyanın,
Söyleyecek sözlerim bittiğinde.
Ne çok sebep var ağlamaya, ne gülmekte henüz erken.
Şiirler kazıyorum aklımın duvarlarına,
her yer kan.
Gözyaşı değil şu gözlerimden bakan.
Ağzıma kadar aktı sözcüklerim,
bir ağız dolusu dökülmüş can.
Dikişli yerlerimden söküldü sükûtum.
Bir çocuk ağlıyor şu evde,
Şu evde işte şu.
Görüyor musun?
Bağırıyor avaz avaz, yırtınırcasına,
Sesini duyuyor musun?
Seller alıp götürüyor ne var, ne yoksa.
Buna da şükür.
İşte bu günde karnımız doydu.
Hamdolsun.
Satamasakta emeğimizi değerinde.
Sağlığımız yerinde.
Tırnaklarımızın içi toprak.
Bir püsküllü musiki gibi serildi akşamın üstüne şehrin fırfırlı, loş ışıklı suretleri.
Yüreğimin asfaltına mucurlar dökmüştü belediye, gördüm ki değdiği yerlerden yekpare, sökülmüş boyalarım.
Kaçırdım kendimi yan yollarından son sürat, geçerken silindi o yolların şeritleri.
Kim bilir kaç engeli aştım çarpa çarpa, yıkılmıştır bütün telefon direkleri.
Mor üzüm bağıydı gövdem, asla uslanmadım desem inanır mısın yediğim dayaklardan?
Vanası hiç takılmadı ki bu hayratın, hep açıktı musluğum, susadıysan haydi iç.
Deliler gibi çalışmak istiyorum. Hiç kafamı kaldırmadan. Herkes ne söylerse söylesin. Birine bile aldırmadan. Sonuna kadar susmak istiyorum. Dibine kadar kazmak toprağı. Gecenin bir körüne kadar. Zıkkımın köküne. Bir ağaca asmak istiyorum ömrümü ama kararsız gibiyim.
Ve yine bir maden ocağı göçer ansızın,
Ezilir üç işçi, adeta üç salkım üzüm gibi.
Sarı, siyah ya da beyaz, farkeder mi rengi?
Yüzleri senin yüzün gibi.
Gece vakti yol ıssız, tecavüze uğrar körpecik kız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!