Deliler gibi çalışmak istiyorum. Hiç kafamı kaldırmadan. Herkes ne söylerse söylesin. Birine bile aldırmadan. Sonuna kadar susmak istiyorum. Dibine kadar kazmak toprağı. Gecenin bir körüne kadar. Zıkkımın köküne. Bir ağaca asmak istiyorum ömrümü ama kararsız gibiyim.
Ve yine bir maden ocağı göçer ansızın,
Ezilir üç işçi, adeta üç salkım üzüm gibi.
Sarı, siyah ya da beyaz, farkeder mi rengi?
Yüzleri senin yüzün gibi.
Gece vakti yol ıssız, tecavüze uğrar körpecik kız,
Ağlayışında bir bebeğin öyle acı acı,
Geceleyindi ve ilkin biri keman çalıyor zannederdim.
Derdim, Tanrı müzisyen olmalı.
İlk adımlarıyla dansa kalkan sarhoş kardeşim.
Elinde çıngırakla bir bebek, gülerdi.
Beni bu gün ettin sen, oysa ben oldum olası dündüm, dün.
Buğdaya döndüm tekrar, oysa düne kadar bir çuval undum sadece.
Bir çuval undum.
Seni tanıdım sanırım ondan oldu her şey.
Birer anıttır şu gövdemde çıkıntılar, çünkü sana dokundum.
İyileştirdin beni, yine iyileştir.
Yap yap yap!..
Köprü yap köprü üstüne.
Aç aç aç!...
Tünel aç tünel üstüne.
Saldır arada Atatürk büstüne.
Her evde iki bilemedin üç araba.
Tüm ürpertilerinizi üzerimde topladım.
Kendi kendiyle konuşmalara başladım.
Yalnızlığım, umudum, duygumla, düşüncemle,
Suyunuzda yüzdürdüğüm kalbimle beraber.
Seyiren rengiyle kuşların,
Bir aynada beklettiğim suretimle sevdim.
Ömür denen dağa tırmanırken beni hayata bağlayan ip, zirvede boynuma dolanacak belki, kimbilir?
Çünkü çok büyüktü beklenti.
Kendimi uzaktan izlerken buluyor kendim, tek başımayım ekseri.
Çoğu zaman da üzgünüz.
Üçe beşe bakma.
Yitirdiysen sevincini,
Yitirdiysen mudunu,
Azmini, umudunu.
At elini cebine.
Bozdur gözlerinin yaşını.
İstesen ıslanmazsın yağmurdan.
Bilmezsin nedir şöyle sırılsıklam ıslanmak.
Sıcacık odam, azım, hem de nemelazım değil mi?
Kolaydır sızan yerlerini yamamak yalanların varsa.
Susarsın tam da doğruları söyleyecekken.
Hani bilirsin işte,
Dünyayı izliyorum, dinliyorum yeraltından,
Bazen gökyüzünden. Müziğini hissediyorum kalbinin çarpıntısında. Issız yollarından geçiyorum akşamları. Derin şiirler okuyor serin rüzgarlar. Üşüyorum.
Sisten göz gòzü görmez oluyor bazen, görünmez oluyor bazı yerler, bazı insanlar. Birileri koşup gelip sanki yumrukluyor göğsümü, Sivri tırnaklarıyla yırtıyorlar ruhumu.
Bitmemiş bir heykel gibiyim çok eski çağlardan kalma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!