Ben sana gül diye seslendim,
Gülüşüne ilk bakışta vuruldum.
Rüzgâr adını getirince geceme,
Hasretinin yüküyle yoruldum.
Gözlerin değdi kalbime,
Bir ömürlük iz bıraktı.
Ben, Selman-ı Farisi gibi düşmüşüm yollara,
Her kapıda bir iz, her izde biraz sen…
Ben, Yusuf’un kokusunu duyan rüzgâr misali,
Aşkın kuyularında yankını arayan bir sesim.
Ben seninle
çözülmeyecek bir düğüm yaşamadım…
Sorun, düğümü çözmek için
ellerini hiç uzatmamanmış.
Ben sabrı
bir ibadet gibi içimde büyütürken,
Kader bizi bir menzilde buluşturmadı diye sızlamadım,
Ben sana düşerken kaderi aşmaya niyet ettim.
Aklım sustu, kalbim secdeye vardı,
Adını andıkça imkânsız bile “amin” dedi.
Ben seni sevdim;
Bir nefes gibi, bir sır gibi,
ben seni seversem
gökyüzü utanır da kızıllığını saklayamaz
bulutlar diz çöker ufukta
adını fısıldar rüzgâra
ben seni seversem
Ben seni yokluğunda sevdim,
Adını dilime değil, duama kattım.
Kimse bilmedi içimde nasıl büyüdüğünü,
Bir sır gibi taşıdım seni kalbimin kıyısında.
Sen uzaklarda bir düş gibiydin,
Ben seni yüreğime ektim,
Koparmaya kimin gücü yeter ki?
Kök saldın ruhumun derinlerine,
Onlar, dallarımı budasın.
Bıçak kesse, canım acısa,
mermi değse, içim yansa,
ben yine adını anarım gecenin en sessiz yerinde.
Çünkü sen,
yarama tuz değil,
yaramın içindeki en derin sızısın.
Sensizliğin uğramadığı sokaklarda
Seni beklemek, aşkın en derin hâliymiş meğer.
Adını kalbime her vuruşta yeniden yazarken,
Seni özlemek bile bir lütuf gibi içimde.
Bilmezler…
Bilmezler nasıl düştük birbirimizin kaderine,
Bilmezler nasıl çağırdı kalbimiz kalbimizi.
Birimiz yangın, birimiz kül sandılar,
Oysa aynı ateşte yanmış iki sırdık biz.
Geceyi ikiye bölen bir dua gibiydik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!