Sesi öyle etkileyiciydi ki...!
Sanki ruhumu okşamak için konuşuyordu,
Ne yapayım, ben de hayran kaldım.
Dokunuşu o kadar sıcaktı ki...!
Sanki içimi ısıtmak için bana dokunuyordu,
Eğer sendeyse kalbimin ritmi,
Eğer gülüşünle başlıyorsa sabahlarım,
Eğer sesinle susuyorsa tüm içimdeki fırtına...
O zaman sensin benim en güzel ihtimalim.
Bu kadar tesadüfün arasında seni bulduysam,
Ne olur kaybolma.
Ben öyle bilirim ki yaşamak,
Üşüyen bir sokak çocuğuna sımsıcak bir ekmek bırakmaktır.
Çünkü biz bırakmazsak,
Sokaklar yalnızlığa gömülür,
Gözler umut yerine boşluğa bakar,
Ben sana gül diye seslendim,
Gülüşüne ilk bakışta vuruldum.
Rüzgâr adını getirince geceme,
Hasretinin yüküyle yoruldum.
Gözlerin değdi kalbime,
Bir ömürlük iz bıraktı.
Kader bizi bir menzilde buluşturmadı diye sızlamadım,
Ben sana düşerken kaderi aşmaya niyet ettim.
Aklım sustu, kalbim secdeye vardı,
Adını andıkça imkânsız bile “amin” dedi.
Ben seni sevdim;
Bir nefes gibi, bir sır gibi,
Ben seni yüreğime ektim,
Koparmaya kimin gücü yeter ki?
Kök saldın ruhumun derinlerine,
Onlar, dallarımı budasın.
Gel, rüzgârın peşine düşelim seninle,
Bulutların izinde kaybolalım, bırak kendini.
Geçmişin yükünü bırak rüzgârlara,
Sadece beni duy, hisset, bırak kendini.
Sen,
Kainatın dalgın bir anında
yıldızlar karışırken birbirine
rastladığım o nadir denk geliştin.
Bir daha dünyaya gelme şansım olsaydı
zamandan bir dilek çalardım kaderin avuçlarından;
seni daha erken bulmak için değil yalnız,
seni bana yazan Rabb’i daha erken tanımak için.
Çünkü anladım…
sevda dediğin, iki kalbin çarpışması değil,
Bir fısıltı sandım, şeytanı dinledim,
Kendi elimle kalbime ateş ektim.
Sır sandığım yükü ehline vermedim,
Her darbede biraz daha kendimden gittim.
Yüzünde nur diye baktığım o perde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!