Ayakkabı bağcığı gibi sana kördüğüm olmuş yüreğim,
Her çözülüşte dağılmaz, aksine sana doğru yürür içim,
Bir sır gibi saklarım seni, nefesimde, sessizliğimde.
Çözdükçe çoğalan bir bağ bu, adı konulmaz bir hâl,
Ne uzaklık sökebilir seni, ne zaman eskitebilir,
Aynı gökyüzüne bakan
iki farklı şehiriz seninle.
Ben gecenin duasıyım,
sen sabahın suskun âmini.
Bahçeme bir hüzün çöktü bu gece,
Ay bile eski yerinden uzak sanki.
Güller suskun, zambaklar mahzun,
Rüzgâr adını fısıldıyor karanlığa gizlice.
Bir zaman seninle yeşeren mevsimler,
Bakır tüylerin arasından süzülen o damla
zamanın en kıymetli anına dönüşüyor
çünkü değdiği yer sıradan değil
orası hayranlığın menzili
Venüs tepesine konan her nefes
benim dilimde bir övgü oluyor
Sen çayı, ben gözlerini yudumladım
Bakışlarında demlendim,
Gözbebeklerinde eridim
Çayın acı mıydı bilmem de?
Gözlerinin acısında yandım ,
Ellerinin vedasında üşüdüm.
Bak şairim…
Bir daha inanmak değil muradım,
Çünkü kalbim, aşkın ateşinde kül oldu çoktan.
Yoruldu secdelerde bekleyen sabrım,
Her kırılışta seni değil, kendimi aradım.
Bazen seni öyle özlüyorum ki,
Denizin kabarması gibi içim taşarak büyüyor.
Dalgalar kıyıya nasıl usanmadan vurursa,
Adın da kalbime öyle dönüp duruyor.
Gece sessizleşse de dinmiyor içimde sesin,
Bazı yollar vardır, yürüdükçe eksiltir insanı,
Ne umut bırakır avuçta ne de sabahı.
Olmazın peşinde tükenen bir ömürden,
Vaktinde dönmek daha asil bir vedadır.
Çünkü her gidiş kaybetmek değildir;
Bazen firar, insanın kendini kurtarmasıdır.
Bir sabah uyanırsan bensiz,
bil ki yıldızlara anlattım seni.
Rüyalarla vedalaştım sessizce,
gözlerin son durağım oldu benim.
Gamzene düşen yağmurum ben,
Ben anlatamadım.
Dilimin ucuna kadar geleni susturdum,
kalbimin kapısına kadar yürüyeni geri çevirdim.
Sana varan her yol içimde karanlığa çıktı.
Geceler boyu odalara sığmadım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!