"Ne ellerimiz buluşabiliyor ne de gözlerimiz doya doya bakabiliyor birbirine...
Sevmek dediğin bazen dokunmadan, sadece hissederek yaşanıyor,
Biz de öyle seviyoruz işte;
Özlemle, hasretle, yürekten…"
Mecnun’un çölde aradığı vuslat, gönlümdeki sırra perde misin?
Her gece semaya baktığımda yıldızlardan düşen dua mısın?
Senin bakışlarınla titriyor geceler,
Gönlümde açan güllerin suyu musun?
Kimi zaman bir şiir, kimi zaman ilahi bir nefes,
Yüreğime işleyen gizli bir esrâr mısın?
Sınandığım en büyük sızım sensin,
Acına hamd, adına şükrettiğim.
Yaralandığım yerden sevdim seni,
Canıma dokunan ama beni çoğaltan.
Eksildikçe derinleşen bir iz gibi,
Yokluğun bile yerli yerinde.
Gece yine ağır indi gönlüme,
Ay sustu, yıldızlar şahit oldu içime.
Sen de bir vakit,
Rüzgârın uğultusunda andın mı adımı?
Ben bu gece ismini,
Kalbimin kıble taşına koydum.
Sen de benim gibi,
Bugün kalbinden geçirdin mi adımı?
Ben bugün başka özledim,
Hasretim nefsime ağır geldi,
Sabrım secdeye vardı.
Yüreğimde tüttün,
Sana söyledim;
adı konmamış şeylerin
en derinisin sen.
Bir dağ düşün,
gölgesi akşamı büyütür;
ben o gölgede üşüyenim.
Ne bileyim işte, tut ellerimi.
Tut ki; yıllardır kaybolmuş yanlarım,
ilk kez bir liman bulsun kendine.
Sarıl bana, öyle sıkı sarıl ki,
yaşadığımı unutmuşken,
yeniden hatırlayayım...
Ben seni sebepsiz seviyorum,
Ben seni nedensiz seviyorum,
Ben seni çıkarsız seviyorum,
Ama ne hikmetse…
Selamın Rüzgârını Duymadan Ölmem
Yar bir selam salmış, alırım elbet,
Ama ben ona varmadan ölmem.
Cümle âlem şahidim olsun,
Dostun yüzünü görmeden ölmem.
Araya gurbet, araya dağ girse,
Sen geldin...
Çocuk oldum, koştum, nefesim kesildi sevinçten.
Çiçek oldum, açtım gonca gonca.
Sen geldin.
Bahar geldi gönlümün ülkesine.
Zemheride dağlarımdan çiğdem fışkırdı, yeşerdim yeniden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!